Öylesine etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Öylesine etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Şubat 2014 Salı

Formül

Çocuk bakmak için gerekli insan sayısının(n) formülünü veriyorum:

Minimum değer: n= çocuk sayısı

Optimum değer: n=çocuk sayısı+1

Maksimum değer: ne kadar çok o kadar iyi


Yok öyle tek başına hem ev işi hem çocuk bakmak olmuyor. Sadece Begüm varken daha mı rahattı acaba? o zamanlarda idare edebiliyor muydum hiç hatırlamıyorum. Temizlik için bir bayan geliyor eve, temizlikle uğraşmıyorum ama o da yetmiyor. O çamaşır sepeti bi boşalmıyor zaten.Yemekti, bulaşıktı derken hop saat olmuş 3:00. Hazırlan, Begüm'ü al okuldan, yemek yedir, oyala  sonra yatma saati. Begüm'ü ikna et, yatır. Uyursa Tuna'yı da uyut. Uyumazsa mesaiye devam. Zaten o mesai hiç bitmiyor, ne gece ne gündüz. Modern yaşamın zorlukları. Neymiş kariyer de yaparım, çocuk da bakarımmış. Yok, öyle olmuyor işte. Patlak veriyor bir yerden.

Zor işler bunlar zoorrr!!!

25 Ağustos 2011 Perşembe

Kahve ve Su

Gazete bizim eve hafta sonları girer. Bütün hafta da odalar arasında sürünür gider. Sağ olsun eşimin tuvalette gazete okuma alışkanlığı var :) Tuvalete giderken alır gazeteyi eline, tuvalette okur, sonra katlar kenara bırakır.
Sayesinde ben de gazete okuyabiliyorum. Begüm doğduğundan beri yere oturup gazeteyi yaya yaya okumak hayal oldu. Onu bırak şöyle beş dakika göz gezdirmek bile hayal... Ama kocacım sayesinde ben de okuyabiliyorum :) Tuvalete girdiğimde kenardaki gazeteye takılıyor gözüm ister istemez. Her seferinde farklı bir haber dikkatimi çekiyor. Ben de alıyorum elime okumaya başlıyorum. Böyle anlardan birinde okumuştum pazar günkü gazeteden.
Kahvenin yanında neden su getirilir? Ben bu zaman kadar kahvenin acı tadını alsın diye, kahvenin üzerine içilir zannediyordum. Ama öyle değilmiş:

'Osmanlı zamanında eve misafir geldiğinde kahveyle birlikte su getirilirmiş. Misafir toksa kahveyi alırmış. Açsa suyu... Tabi o zaman hemen sofra kurulurmuş. Böylece çok ince bir nezaketle anlaşılırmış.' diye yazmış Şükrü Kızılot.