Dün kocamla kavga ettik. Üzerimde bir pişmanlık var. Aksi gibi öğlene doğru instagrama bir girdim, milletin yüzünde gülücükler, mutlu aile tabloları, yok birinin evlenme yıldönümü, birinin bilmem bişeyi. Herkes mi mutlu arkadaş ya. Daha da sinir oldum, kapattım hemen. Gün boyu üzrimde bir şüphe falan. Akşam oldu, bekle ki adam gelsin. Nerdeee...Gelmiceği belli zaten, bugün cuma da, yine de insan bi bekliyor. Sabahki şüphe hala içimi kemiriyor tabi. Neyseki arkadaş bulucu var. Açtım hemen nerde diye: Konum yokk!! Haydaaa. Yine şüphe şüphe... Ara ara bakıyorum tabi. Neyseki gösterdi sonunda yerin:. Sabit mekan. Biraz rahatlama. Ama gecenin ilerleyen saatleri var. Bugün cuma . Geç gelecek belli. Çocukların uykusu geldi. Herkes yatağa. Tuna uyumayacak tabi, diretecek 'babam da babam'. Neyse ki uyudu. Ama ben de uyudum. Arada yine kontrol tabi. Saat 01:00. Uyanmışım. Hemen telefona. Aynı yerde.Kendi yatağıma geçtim. Biraz oraya bakayım, biraz da buraya bakayım derken kapı açıldı. Hemen telefonu bırak, uyuyo numarası yap. Numara yaparken, o yatağa gelmeden uyumuşum zaten :) Yine de insanın içinde oluyo tabi. En azında eve geldi. Gece eve gelmeyenler var. Off yaparsa kendi bilir. Nerden bilicem ben. Soradan pişmanlığını kendi çekicek. Pişman olur heralde. Başlarda olur. Kaçamak yaparken olur. Alışkanlık olana kadar olur. Sonradan eve gelmez zaten.hepten ipler kopmuş olur. Amaaan. neler düşünüyorum yaa. Şüphe adamı bu hale getiriyor işte.
Begüm baleye başladı. Gayet başarılı. boy- pos da yerinde olunca güzel duruyor hareketleri yaparken. Herkes kıyafetlerini soruyor. Başlıcak diye bir heves gidip almıştım kıyafetleri iyiki de almışım. Neriman hanım var Rüyanın annesi. Kadın daha önceden gitti mi diye osra sora bi hal oldu :) 'Bence sizden habersiz gitmiş o.' diyor:) Bugün yine kurs var. perşembe günü de bale var. Begüm o günü şöyle tarif ediyor: 'Beden eğitiminin olduğu dün' :)
Kavgamıza şahit olup korkan Tuna'ya babası ertesi gün ahşap tren almış. Çok sevdi, baa oynadı. 'Verom' koydu adını. Nerden aklına gelmişse. Begüm'ün de peluş eşeği vardı. 'ceylanım' derdi ona. :)
Tuna etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tuna etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Ekim 2016 Cumartesi
10 Ekim 2016 Pazartesi
Bunelım Bunalım Ben...
Düşün düşün, kendi kendimi bunalıma soktum yeminle. Derin derin nefesler alırken buldum kendimi. Niye böyle dedi?', 'Bi daha derse ben de böyle dicem!', 'Şöyle mi desem?' ... İnsanın kendiyle başbaşa kalması kadar kötü bişey yok heralde. Önceden severdim yalnız kalmayı ama kafam bozuk değilkenmiş sanırım o. Çocuklar babalarıyla gitti. Ben de evin işini halledeyim diyodum ama mola verip içimi döksem iyi olacak. İnsan insanın mutluluğunu niye çekemez yahu. sen de sevin, katıl ona, onun pozitif enerjisi sana geçsin, mutluluk büyüsün gitsin. Kötü bişey mi sanki. Bencil, çekemeyen insanlar... Sinir oluyorum, sonra bi de niye sinir oldum diye sinir oluyorum....
Dün güzel haberler aldım. kardeşim hamile. Teyze oluyorum :)) Çocuklarımın kuzeni oluyorr... Buna daha çok seviniyorum :))) Bir saat konuştuk telefonda sabah. konuşurken anlamadım tabi.Telefonu kapatırken gözüme çarptı :)
Tuna'yla yatıyoruz geçenlerde. Kafasını göğsüme koyup dinledi. 'Anne, içinde toplar var.' dedi. sanırım kalp sesimi zıplayan toplara benzetti. :)) bir de bu aralar 'Canım' a taktı.İiyi de öyle olur mu canı?' deriz ya, o anlamlarda kullanıyor. Ama söyleyiş şekli bir tatlı. Videoya çekmeliyim.
Begüm de 1. sınıfa başladı. Ben müdahale etmezsem zorlanmıyoruz. Edersem kavga kıyamet. Anında bırakmalar, 'yapmıcam o zaman, tamam!!!'lar. 1. sınıfların tipik sorunu olan kalemi yanlış tutma Begüm'de de var ama düzeltmiyorum. Öğretmen yardımı lazım sanırım.
Dün güzel haberler aldım. kardeşim hamile. Teyze oluyorum :)) Çocuklarımın kuzeni oluyorr... Buna daha çok seviniyorum :))) Bir saat konuştuk telefonda sabah. konuşurken anlamadım tabi.Telefonu kapatırken gözüme çarptı :)
Tuna'yla yatıyoruz geçenlerde. Kafasını göğsüme koyup dinledi. 'Anne, içinde toplar var.' dedi. sanırım kalp sesimi zıplayan toplara benzetti. :)) bir de bu aralar 'Canım' a taktı.İiyi de öyle olur mu canı?' deriz ya, o anlamlarda kullanıyor. Ama söyleyiş şekli bir tatlı. Videoya çekmeliyim.
Begüm de 1. sınıfa başladı. Ben müdahale etmezsem zorlanmıyoruz. Edersem kavga kıyamet. Anında bırakmalar, 'yapmıcam o zaman, tamam!!!'lar. 1. sınıfların tipik sorunu olan kalemi yanlış tutma Begüm'de de var ama düzeltmiyorum. Öğretmen yardımı lazım sanırım.
23 Haziran 2016 Perşembe
Faaliyetler Başlasın O Zaman
Dün akşam börülce ayıklarken tırtıl çıktı içinden. Begüm'e gösterdim. Bayıldı. Kavanoza koyduk. Marul da koyduk. Bakalım yiyecek mi dedik. Begüm çok heyecanlandı. Sabah ilk iş ona baktı. "Aaa yemiiişşş. " oldu tepkisi. Sonra maydonoz koyduk. Akşama kadar ara ara baktı. Yememiş bu sefer. Bi kez daha maydonoz koyduk kavanoza. Begüm kelek olana kadar izlemeyi düşünüyor. Ben de öldürmeyiz hayvancağızı inşallah diye düşünüyorum. 😄
Bir de bugün önceki senelerden, Deniz kenarından topladığımız midye kabuklarını değerlendirdik. İki tane çerçeve yaptık. Kartondan iki tane çerçeve ayarladım. Kabukları da koydum önlerine. Yapıştırıcıyı sürdük, sonra kabukları yerleştirdik. Begüm gayet hızlı şekilde tamamladı. Tuna ise her zamanki gibi "sen yap" dedi ve bıraktı. Arabalarıyla oynamaya başladı. Ams masadan da kalkmadı. İlerleyen zamanlarda faaliyetlerimize şahsen katılacağını düşünüyorum.
Yalnız bu senegeçen seneden bariz farklı. Arkadaş da olmayınca baya baya birlikte oynamaya başladılar. Kavgalar da oluyor tabi ama birlikte oynama olayı benim için çok önemliydi. Çünkü yıl içinde de Begüm Tuna'yla doğru dürüst oynamadı, hiçbir şeyini paylaşmadı. Çok özel eşyalarını hala paylaşmıyor, ama oyun hamurunu paylaşıyor. Yediği şeyleri paylaşıyor. Bir parça da olsa, paylaşıyor.
Yalnız Begüm çok düzenli. "Hadi ortalığı toplayalım" dediğimde Begüm'ün hiç eşyası olmuyor toplanacak.😊 Gardrop desen aynı, herşeyin yeri belli. Küçüklüğünden belliydi zaten canım. Ablalarını dolaplarını dağınık bulup az mı düzelttirdi. Eve gelen misafire kendi dolabını düzelttirmişliği de var. 😂
Yazlığa geçtiğimizden beri, Begüm otele yemeğe gidelim diyordu. Bugün akşamüstü havuza gittik, sonra da yemeğe kaldık. Daha gitmeden pazarlık yapmaya başladı Begüm "sende yüzeceksin bizimle" diye. Açık kapı bırakarak kabul ettim. Havuzun suyu sıcaktı. Girdik ve çıkmadık. Çok eğlendik. Yüzdük, daldık. Sonra Tuna balıklarını getirdi. Onları fırlatıp yakalamaca oynadık. Yemekten sonra da havuz kenarında parti vardı, onu izledik ve döndük.
Bence çok eğlenceli bir gündü bugün.
Bir de bugün önceki senelerden, Deniz kenarından topladığımız midye kabuklarını değerlendirdik. İki tane çerçeve yaptık. Kartondan iki tane çerçeve ayarladım. Kabukları da koydum önlerine. Yapıştırıcıyı sürdük, sonra kabukları yerleştirdik. Begüm gayet hızlı şekilde tamamladı. Tuna ise her zamanki gibi "sen yap" dedi ve bıraktı. Arabalarıyla oynamaya başladı. Ams masadan da kalkmadı. İlerleyen zamanlarda faaliyetlerimize şahsen katılacağını düşünüyorum.
Yalnız bu senegeçen seneden bariz farklı. Arkadaş da olmayınca baya baya birlikte oynamaya başladılar. Kavgalar da oluyor tabi ama birlikte oynama olayı benim için çok önemliydi. Çünkü yıl içinde de Begüm Tuna'yla doğru dürüst oynamadı, hiçbir şeyini paylaşmadı. Çok özel eşyalarını hala paylaşmıyor, ama oyun hamurunu paylaşıyor. Yediği şeyleri paylaşıyor. Bir parça da olsa, paylaşıyor.
Yalnız Begüm çok düzenli. "Hadi ortalığı toplayalım" dediğimde Begüm'ün hiç eşyası olmuyor toplanacak.😊 Gardrop desen aynı, herşeyin yeri belli. Küçüklüğünden belliydi zaten canım. Ablalarını dolaplarını dağınık bulup az mı düzelttirdi. Eve gelen misafire kendi dolabını düzelttirmişliği de var. 😂
Yazlığa geçtiğimizden beri, Begüm otele yemeğe gidelim diyordu. Bugün akşamüstü havuza gittik, sonra da yemeğe kaldık. Daha gitmeden pazarlık yapmaya başladı Begüm "sende yüzeceksin bizimle" diye. Açık kapı bırakarak kabul ettim. Havuzun suyu sıcaktı. Girdik ve çıkmadık. Çok eğlendik. Yüzdük, daldık. Sonra Tuna balıklarını getirdi. Onları fırlatıp yakalamaca oynadık. Yemekten sonra da havuz kenarında parti vardı, onu izledik ve döndük.
Bence çok eğlenceli bir gündü bugün.
Etiketler:
3+,
6+,
Aktivitelerimiz,
Begüm,
bu arada neler yaptık,
Tuna,
yaz,
Yazlık
7 Haziran 2016 Salı
Blogger'a Dönüş
Evet uzun aradan sonra tekrar yazmak istiyorum. Begüm bu aralar 'Küçükken ne yapardım'lara merak saldı. Anlattım, anlattım. Sonra blog geldi aklıma. Sonra Tuna hakkında çok az şey hatırladığımı hatırladım :p Tekrar yazayım dedim.
İkisi de kocaman sıpa oldular. Çok tatlılar.
Dün halalarına gittiler. Begüm 'Kuaför olcam.' deyip duruyor. İlk çalışmasını dün gerçeklerştirdi, acemiliğini attı. Halasında Tuna'nın saçını kesmiş. Önlerini. Sonra parka gitmişler. 'Sen benim buramı kestin.' diyip duruyormuş Tuna. 'çok tatlıydı.' diyor Öznur. Ama akşam hatırlamadı Tuna. 'Saçını kim kesti?' diyorum. 'Kimse kesmedi?' diyor. Olaydan haberi yok yani :) Nerde Begüm'deki hafıza. Anasına çekmiş garibim. Benim hafıza da balık hafıza resmen. Halbuki evde bişey kaybetsek Begüm'e sorardık biz. Gördüğü bişeyse bulur getirirdi.
Ben işe başladım tekrardan -Tuna'yla doya doya oynayamadan.- Yarım gün gidiyorum. Tuna da benimle geliyor genelde. Yeni işyerine taşındığımızdan beri babaanneye gitmek istemiyor. Burda alan geniş, kızlar etrafında pervane, istediğini yapıyor. Gelen hastaların çocuklarıyla oynuyor. Sosyalleşti baya. Belek Balık Evi'ne gittiğimizde müşterilerin çocuklarıyla da kaynaşıyor. Geçenlerde Begüm 'Burda Tuna'nın hep arkadaşı mı oluyor?' diyor. Tuna her gördüğü çocuğa 'bak, o benim arkadaşım.' dediğinden Begüm de şaşırdı o kadar çok arkadaşı mı var diye.
Begüm de okuldan işyerine geliyor. Başlarda bilgisayarın başına oturuyor. Sonra sıkılıyor, gezinmeye başlıyor ortalıkta 'Ben size yardım edeyim.' diye. Begüm bu aralar biraz çekingen. Yeni ortamlara girerken gergin oluyor, omuzlar çöküyor, bana yapışıyor. Okula giderken bile öyle. Ben de yeni kurslara gitsin istiyorum ama bu durumdan dolayı sanırım hiç yanaşmıyor. İki sene önce kendinden büyük çocuklarla gittiği anasınıfında öğretmen de biraz bağırınca içine kapandı sanırım. o sene okula hiç yaklaşmıyordu. Drama kursuna falan mı göndersem acaba diyorum. Açılır mı ki biraz? Gider mi ki? Zorlamalı mıyım ki???
İkisi de kocaman sıpa oldular. Çok tatlılar.
Dün halalarına gittiler. Begüm 'Kuaför olcam.' deyip duruyor. İlk çalışmasını dün gerçeklerştirdi, acemiliğini attı. Halasında Tuna'nın saçını kesmiş. Önlerini. Sonra parka gitmişler. 'Sen benim buramı kestin.' diyip duruyormuş Tuna. 'çok tatlıydı.' diyor Öznur. Ama akşam hatırlamadı Tuna. 'Saçını kim kesti?' diyorum. 'Kimse kesmedi?' diyor. Olaydan haberi yok yani :) Nerde Begüm'deki hafıza. Anasına çekmiş garibim. Benim hafıza da balık hafıza resmen. Halbuki evde bişey kaybetsek Begüm'e sorardık biz. Gördüğü bişeyse bulur getirirdi.
Ben işe başladım tekrardan -Tuna'yla doya doya oynayamadan.- Yarım gün gidiyorum. Tuna da benimle geliyor genelde. Yeni işyerine taşındığımızdan beri babaanneye gitmek istemiyor. Burda alan geniş, kızlar etrafında pervane, istediğini yapıyor. Gelen hastaların çocuklarıyla oynuyor. Sosyalleşti baya. Belek Balık Evi'ne gittiğimizde müşterilerin çocuklarıyla da kaynaşıyor. Geçenlerde Begüm 'Burda Tuna'nın hep arkadaşı mı oluyor?' diyor. Tuna her gördüğü çocuğa 'bak, o benim arkadaşım.' dediğinden Begüm de şaşırdı o kadar çok arkadaşı mı var diye.
Begüm de okuldan işyerine geliyor. Başlarda bilgisayarın başına oturuyor. Sonra sıkılıyor, gezinmeye başlıyor ortalıkta 'Ben size yardım edeyim.' diye. Begüm bu aralar biraz çekingen. Yeni ortamlara girerken gergin oluyor, omuzlar çöküyor, bana yapışıyor. Okula giderken bile öyle. Ben de yeni kurslara gitsin istiyorum ama bu durumdan dolayı sanırım hiç yanaşmıyor. İki sene önce kendinden büyük çocuklarla gittiği anasınıfında öğretmen de biraz bağırınca içine kapandı sanırım. o sene okula hiç yaklaşmıyordu. Drama kursuna falan mı göndersem acaba diyorum. Açılır mı ki biraz? Gider mi ki? Zorlamalı mıyım ki???
Son zamanların favorisi, ama benim bir türlü alışamadığım ve de kullanamadığım snapchatten bir fotoğrafla sonlandırıyorum yazımı :)
14 Kasım 2014 Cuma
Sabahın İlk Aktivitesi
Tuna dün gece hiç uyumadı. Yorgun, bitkin bir haldeyim. Tuna kendi kendine oyalansın diye birşeyler çıkarayım önüne, oynasın dedim ama yine dayanamadım eşlik ettim. Günün ilk aktivitesi hayvanlarla oynamak oldu. Hepsini dizdik, isimlerini söyledik, çıkardıkları sesleri taklit ettik.
Begüm de bu sırada içeride telefondan çizgi film izledi. Bu aralar biraz abarttı çizgi film izleme işini ama sanki ben engellemeye çalıştıkça daha çok ilgisini çekiyor. Benim izin vermediğimi bildiği için bana çok ısrar etmiyor ama baba evdeyse telefonu kapıyor hemen. Neyi nasıl kullanacaklarını iyi biliyor bu çocuklar.
Begüm de bu sırada içeride telefondan çizgi film izledi. Bu aralar biraz abarttı çizgi film izleme işini ama sanki ben engellemeye çalıştıkça daha çok ilgisini çekiyor. Benim izin vermediğimi bildiği için bana çok ısrar etmiyor ama baba evdeyse telefonu kapıyor hemen. Neyi nasıl kullanacaklarını iyi biliyor bu çocuklar.
25 Nisan 2014 Cuma
Begüm'den İnciler
Bu aralar biraz dağılmış durumdayız. Evde pek durmuyoruz. Begüm varken Tuna uyumadığından öğleden sonraları babaanneye taşınıyoruz. Öğleden sonradan kastım yatma saatine kadar. Tuna'yı bırakınca biz Begüm'le takılıyoruz. Genelde dışarıda oluyoruz. Parka gidiyoruz veya -genellikle- babaannenin mahallesinde takılıyoruz. Begüm akülü arabasına biniyor, anne de peşinde koşturuyor. Birlikte markete gidiyoruz, sokak sokak geziyoruz. Okula gidiyoruz veya. Oyun odasında takılıyor Begüm. Arkadaşlarına karşı başlarda soğuk davranıyor biraz. Arkadaşları onu görünce sevgi gösterilerinde bulunuyor, Begüm de bana sarılıyor ve onlara veya öğretmenine hiçbir şekilde cevap vermiyor. Ama yarım saat sonra o sahneler hiç yaşanmamış gibi oluyor. Genelde dışarıda zaman geçirdiğimizden, evde bulunduğumuz zamanlarda ev işlerine zaman ayırmak zorunda kalıyorum ve Begüm için kafamda tasarladığım hiç bir aktiviteyi yapamıyoruz. Hatta artık uykuya geçişleri bile arabada oluyor. Yani yatmadan önce 'iki kitap, bir masal' rutinimiz de kayboldu gitti. Durumlar baya feci yani.
Bütün bunlara rağmen Begüm dil yeteneğinde birşey kaybetmiş görünmüyor. Halasına gittiği bir gün, babasını aratmış onu alması için. Babası da -klasik- 'On dakkaya geliyorum.' demiş. Begüm: Hala o gelmez daha. Kandırıyo beni. (Doğru tespit.) Bir başka gün dışarı çıkmak için giyiniyorum, Begüm de yanımda. Bir süredir de, üşengeçlikten, aynı kıyafeti iki-üç gün üst üste giyiyorum (Tuna'nın kirletme durumuna göre) Begüm: Anne sen neden hep aynı giyiniyosun?
Ve bomba. Tuna sabah uyandı. Uyuttum ve çamaşırları asmak için balkona çıktım. Ben çıkarken ikisi de uyuyordu. Tuna birkaç dakika sonra uyanmış, ağlamaya başlamış. Nasıl bağırdıysa artık Begüm'ü de uyandırmış. Ben Begüm'ün 'Annee..' diye seslenmesini duydum ve koştum hemen. Begüm: Anne nerdesin?(vurgularını burada anlatamamak çok acı:( Tuna ağlıyo kaç saattir. Ben mi uyutayım Tunayı!!!
Bunlar gibi bir sürü cümle var aslında. O çene hiiç durmuyor ama aklıma gelmiyor işte. Bir yerlere yazmayınca unutuyorum.
Tuna da iyice ayaklandı bu aralar. Yürüme işini baya ilerletti. Başlarda elleri havada gidiyordu artık eller normal pozisyonu aldı. Hatta hızlandı. Sabahları babası işe giderken onu bırakmak istemiyor. Babası kucağına aldığında 'ııh' diyerek, el de merdivenleri göstererek 'gidelim' diyor. Kapı açılınca anında yanında bitiyor zaten. Kaydıraktan kaymayı çok seviyor. Balkondaki kaydıraktan da ters kaymayı öğrenmiş, öyle kayıyor.
Bütün bunlara rağmen Begüm dil yeteneğinde birşey kaybetmiş görünmüyor. Halasına gittiği bir gün, babasını aratmış onu alması için. Babası da -klasik- 'On dakkaya geliyorum.' demiş. Begüm: Hala o gelmez daha. Kandırıyo beni. (Doğru tespit.) Bir başka gün dışarı çıkmak için giyiniyorum, Begüm de yanımda. Bir süredir de, üşengeçlikten, aynı kıyafeti iki-üç gün üst üste giyiyorum (Tuna'nın kirletme durumuna göre) Begüm: Anne sen neden hep aynı giyiniyosun?
Ve bomba. Tuna sabah uyandı. Uyuttum ve çamaşırları asmak için balkona çıktım. Ben çıkarken ikisi de uyuyordu. Tuna birkaç dakika sonra uyanmış, ağlamaya başlamış. Nasıl bağırdıysa artık Begüm'ü de uyandırmış. Ben Begüm'ün 'Annee..' diye seslenmesini duydum ve koştum hemen. Begüm: Anne nerdesin?(vurgularını burada anlatamamak çok acı:( Tuna ağlıyo kaç saattir. Ben mi uyutayım Tunayı!!!
Bunlar gibi bir sürü cümle var aslında. O çene hiiç durmuyor ama aklıma gelmiyor işte. Bir yerlere yazmayınca unutuyorum.
Tuna da iyice ayaklandı bu aralar. Yürüme işini baya ilerletti. Başlarda elleri havada gidiyordu artık eller normal pozisyonu aldı. Hatta hızlandı. Sabahları babası işe giderken onu bırakmak istemiyor. Babası kucağına aldığında 'ııh' diyerek, el de merdivenleri göstererek 'gidelim' diyor. Kapı açılınca anında yanında bitiyor zaten. Kaydıraktan kaymayı çok seviyor. Balkondaki kaydıraktan da ters kaymayı öğrenmiş, öyle kayıyor.
Etiketler:
13. ay,
4+,
Begüm,
Begüm'le diyaloglar,
Tuna
15 Nisan 2014 Salı
Bol Fotoğraf
Şu bloggerı telefonuma yüklesem hiç fena olmayacak sanki. Fotoğraf yüklemesem bile- çünkü pikseli bol bir görüntü geliyor bilgisayardan açınca blogu- bir iki cümleyle günü,önemli şeyleri yazsam hiç fena olmayacak. Olmuyor böyle kırk yılın başında yazmalar.
Tuna iki üç haftadır yürüyor. İlk denemesi babasının dizlerinden benim kucağıma, kendi isteğiyle ellerini bırakıp gelmesi oldu. Üç dört adımdı sanırım ama ondan sonra hızlandı. Benim aşırı sevinçli tepkimden sanırım bir heves geldi kuzucuğuma, kendi isteğiyle elleri havaya kaldırıp yürümeye başladı yavaş yavaş. şimdi iki- iki buçuk metre falan kendisi gidebiliyor. Canı isterse elleri havaya kaldırıp yürüyor, istemezse, acelesi varsa emekleyerek gidiyor istediği yere. Hafta sonu ilk ayakkabısını da aldık. 20 numara. Koca ayak Tuna. Begüm'ünkine baktım, 18 numara. Tuna'nın ayağına sığmadı zaten onunki.
Topa bayılıyor. Top olsun, atsın tutsun, peşinden koştursun yeter ona. Onu en rahat oyalama şekli top. Öğrendi zaten, top nerede? diyince arıyor, buluyor. getir deyince getiriyor canı isterse.
'Al' demeyi keşfetti. elini uzatıp 'Aaah' demek al demek tuna dilinde.' Aç' da aynı şekilde ifade ediliyor kendileri tarafından. Bu aralar bir de 'hav' demeyi öğrendi. Sesini inceltip 'haaa' diyor bir yandan köpeğe bakıp, ya da elini uzatıp.
Boy olarak bir yaş ileriden giden Begüm artık iki yaş ileriden gidiyor.Şu anda 5 yaş boyutlarını geçmiş durumda. 112 cm ve 20 kilo. Sağlık ocağında 116 cm ölçtüler boyunu ama yanlışlık olduğunu düşünüyorum. bir sonraki sene için indirimden aldığım kıyafetleri düşünüyorum. umarım olurlar seneye.
Begüm ilk dönem bir hevesle -ve ben de bir hevesle- okula başlamıştı. İlk dönemin sonunda 'bugün tatil mi?' sorularıyla gitmek istemediğinin sinyallerini vermeye başladı. İkinci dönem de kesin dille gitmicem dedi. Biz de göndermedik. Başlarda benim için biraz zor oldu ama sonradan alıştık. Benim için zor olma kısmı da Tuna'nın uykularıydı. Begüm bir odada tek başına kalmak istemediği için, Tuna da onunla aynı odada uyumadığı için Tunanın uyku düzeni alt üst olmuştu. Geçmiş zaman kullanıyorum ama hala düzelmiş değil. Bu karman çorman uyku düzeni Tuna'nın yrni uyku düzeni oldu. Çok üzülüyorum, kafaya takıyorum ama yapacak birşey de bulamıyorum. Son zamanlarda Tuna gündüz uykularını babaannede uyumaya başladı zaten.
Bunların dışında Begüm artık oyun kurmaya başladı. Başladı dediğim çook uzun süre oldu başlayalı. oyunun kurallarını kendisi belirliyor. biz ona uyuyoruz. Öğretmen oluyor, anne oluyor, ben anne oluyorum o çocuk oluyor, kuaför oluyor ya da ben kuaför o müşteri oluyor. Bol bol da gelin oluyor. Evde bi düğün yapıyoruz, müzik açıyoruz falan. Bu aralar youtube'un kapanması kötü oldu tabi bizim için. :)
bir de bu aralar yeni ev planları var. Şu iki gündür onunla uğraşıyorum. Kafa patlatıyorum. Hatta bu planlama işine biraz fazla kaptırdım sanırım, başkalarının evlerini de planlamaya başladım, kardeşimin evi gibi. :)planlamak dediğim kafamda tasarılar oluşturuyorum yani.
Biraz da fotoğraf ekleyeyim. bilgisayarın başına birşeyler gelirse buradan bakabilelim. Tecrübeyle sabit yani :)
Güneşli bir bahar günü, yazlıkta.. Begüm'ün yüzünde önceki günden kalma yüz boyaları...
Çılgın Begüm fotoğraflarından bir örnek.
Gelin Begüm..
Babasıyla kim bilir nereye giderken. Uzun zamandır çekmiyorum bu fotoğraflardan. Sanırım babasıyla başbaşa bir yerlere göndermediğimden, ya da gönderirken halim kalmadığından. :)
Teyzişin söz töreninden fotoğraflar...
Eskişehir'den dönerken Isparta'da bir alış veriş merkezinde ilk buz pateni macerası. Ben de eski bir buz patencisi :p olarak sonradan eşlik ettim kızıma.
Eskişehir'de bir kış günü, çarşıya gezmeye giderken. Arkaplanda anneanne ve teyziş de var.
Ankara'da, teyzişin evinde..
Kankası Kadir'le zıp zıp parkta zıplarken :)
Tuna'nın doğumunda misafirlere ikram etmek için yaptırdığım kurabiyeler. Begüm'e de abla oldum kurabiyesi yaptırmıştım. Bu sene de Begüm'üm doğum günü için 4 yaşındayım kurabiyeleri yaptırdım. Arkadaşlarına dağıttık. Okula gitmese de doğum gününü okulda kutladık. Prenses temalı güzel bir kutlama oldu. Fotoğraflarını sonra eklerim. :)
Ablasının pembe önlüğü içinde Tuna :)
Bir başka gelin Begüm fotoğrafı..
Tuna ilk kez kendi başına yoğurt yedi...
Doktor Begüm....
Parktaki kulenin tepesinde bir Begüm
Tuna iki üç haftadır yürüyor. İlk denemesi babasının dizlerinden benim kucağıma, kendi isteğiyle ellerini bırakıp gelmesi oldu. Üç dört adımdı sanırım ama ondan sonra hızlandı. Benim aşırı sevinçli tepkimden sanırım bir heves geldi kuzucuğuma, kendi isteğiyle elleri havaya kaldırıp yürümeye başladı yavaş yavaş. şimdi iki- iki buçuk metre falan kendisi gidebiliyor. Canı isterse elleri havaya kaldırıp yürüyor, istemezse, acelesi varsa emekleyerek gidiyor istediği yere. Hafta sonu ilk ayakkabısını da aldık. 20 numara. Koca ayak Tuna. Begüm'ünkine baktım, 18 numara. Tuna'nın ayağına sığmadı zaten onunki.
Topa bayılıyor. Top olsun, atsın tutsun, peşinden koştursun yeter ona. Onu en rahat oyalama şekli top. Öğrendi zaten, top nerede? diyince arıyor, buluyor. getir deyince getiriyor canı isterse.
'Al' demeyi keşfetti. elini uzatıp 'Aaah' demek al demek tuna dilinde.' Aç' da aynı şekilde ifade ediliyor kendileri tarafından. Bu aralar bir de 'hav' demeyi öğrendi. Sesini inceltip 'haaa' diyor bir yandan köpeğe bakıp, ya da elini uzatıp.
Boy olarak bir yaş ileriden giden Begüm artık iki yaş ileriden gidiyor.Şu anda 5 yaş boyutlarını geçmiş durumda. 112 cm ve 20 kilo. Sağlık ocağında 116 cm ölçtüler boyunu ama yanlışlık olduğunu düşünüyorum. bir sonraki sene için indirimden aldığım kıyafetleri düşünüyorum. umarım olurlar seneye.
Begüm ilk dönem bir hevesle -ve ben de bir hevesle- okula başlamıştı. İlk dönemin sonunda 'bugün tatil mi?' sorularıyla gitmek istemediğinin sinyallerini vermeye başladı. İkinci dönem de kesin dille gitmicem dedi. Biz de göndermedik. Başlarda benim için biraz zor oldu ama sonradan alıştık. Benim için zor olma kısmı da Tuna'nın uykularıydı. Begüm bir odada tek başına kalmak istemediği için, Tuna da onunla aynı odada uyumadığı için Tunanın uyku düzeni alt üst olmuştu. Geçmiş zaman kullanıyorum ama hala düzelmiş değil. Bu karman çorman uyku düzeni Tuna'nın yrni uyku düzeni oldu. Çok üzülüyorum, kafaya takıyorum ama yapacak birşey de bulamıyorum. Son zamanlarda Tuna gündüz uykularını babaannede uyumaya başladı zaten.
Bunların dışında Begüm artık oyun kurmaya başladı. Başladı dediğim çook uzun süre oldu başlayalı. oyunun kurallarını kendisi belirliyor. biz ona uyuyoruz. Öğretmen oluyor, anne oluyor, ben anne oluyorum o çocuk oluyor, kuaför oluyor ya da ben kuaför o müşteri oluyor. Bol bol da gelin oluyor. Evde bi düğün yapıyoruz, müzik açıyoruz falan. Bu aralar youtube'un kapanması kötü oldu tabi bizim için. :)
bir de bu aralar yeni ev planları var. Şu iki gündür onunla uğraşıyorum. Kafa patlatıyorum. Hatta bu planlama işine biraz fazla kaptırdım sanırım, başkalarının evlerini de planlamaya başladım, kardeşimin evi gibi. :)planlamak dediğim kafamda tasarılar oluşturuyorum yani.
Biraz da fotoğraf ekleyeyim. bilgisayarın başına birşeyler gelirse buradan bakabilelim. Tecrübeyle sabit yani :)
Güneşli bir bahar günü, yazlıkta.. Begüm'ün yüzünde önceki günden kalma yüz boyaları...
Yazlık dönüşü yorgunluktan bayılan Begüm.
Çılgın Begüm fotoğraflarından bir örnek.
Gelin Begüm..
Babasıyla kim bilir nereye giderken. Uzun zamandır çekmiyorum bu fotoğraflardan. Sanırım babasıyla başbaşa bir yerlere göndermediğimden, ya da gönderirken halim kalmadığından. :)
Teyzişin söz töreninden fotoğraflar...
Eskişehir'den dönerken Isparta'da bir alış veriş merkezinde ilk buz pateni macerası. Ben de eski bir buz patencisi :p olarak sonradan eşlik ettim kızıma.
Eskişehir'de bir kış günü, çarşıya gezmeye giderken. Arkaplanda anneanne ve teyziş de var.
Ankara'da, teyzişin evinde..
Kankası Kadir'le zıp zıp parkta zıplarken :)
Tuna'nın doğumunda misafirlere ikram etmek için yaptırdığım kurabiyeler. Begüm'e de abla oldum kurabiyesi yaptırmıştım. Bu sene de Begüm'üm doğum günü için 4 yaşındayım kurabiyeleri yaptırdım. Arkadaşlarına dağıttık. Okula gitmese de doğum gününü okulda kutladık. Prenses temalı güzel bir kutlama oldu. Fotoğraflarını sonra eklerim. :)
Ablasının pembe önlüğü içinde Tuna :)
Bir başka gelin Begüm fotoğrafı..
Tuna ilk kez kendi başına yoğurt yedi...
Parktaki kulenin tepesinde bir Begüm
14 Şubat 2014 Cuma
Bugünden..
Bugün Tuna, yerdeki çorabını aldı. Emekleyerek çamaşır makinesine gitti. Önce çorabı soktu makineye, sonra da kafasını ve üst bedenini. Çamaşır makinesiyle çok fazla haşır neşir olduğumun ispatıdır sanırım. :/
Begüm'le çizgi film izliyoruz. Tusubasa diye bi golcü var ya, onu. Begüm'ün dediğine göre Tuna ileride futbolcu olacakmış, tusubasa olacakmış. Begüm de'Ttusubasaaaa....' diye bağırarak bayrak sallayacakmış. Nedim Bey'in 'Bunun kemikleri çok güçlü, ya futbolcu ya basketbolcu yapalım.' dediğini de hesaba katarsak mümkün olabilir. :)
Begüm'le çizgi film izliyoruz. Tusubasa diye bi golcü var ya, onu. Begüm'ün dediğine göre Tuna ileride futbolcu olacakmış, tusubasa olacakmış. Begüm de'Ttusubasaaaa....' diye bağırarak bayrak sallayacakmış. Nedim Bey'in 'Bunun kemikleri çok güçlü, ya futbolcu ya basketbolcu yapalım.' dediğini de hesaba katarsak mümkün olabilir. :)
Etiketler:
10. ay,
46. ay,
Begüm,
Begüm'le diyaloglar,
Tuna
15 Ocak 2014 Çarşamba
Yeni Adreste İlk Post
Bu adreste blogumu çok önce oluşturmuştum ama yazmayı devamlı ertelemiştim. Çocuklar uyanıkken, hele de ikisi de evdeyse bilgisayara ulaşmak hayallerin bile ötesinde oluyor benim için. Uyurlarken de başka sitelerde geziniyordum. Yazmak zor geliyor açıkçası. İlk oluşturduğumdaysa diğer blogdan yayınlarımı aktarmaya uğraştığımdan sıkılıp yazmamıştım. Zaten aktaramamıştım da. En azından ben öyle sanıyordum. Bugün bir iki kelime yazayım diye bir açtım blogu, Bütün eski postlar sıralandı. Eski bilgisayardan Begüm'ün bütün fotolarının silinmesi gibi bir olayı yaşadığımı düşünürsek bu benim için baya sevindirici oldu.
Bu aralar neler oluyor hayatımızda onu anlatayım biraz.
Tuna baya büyüdü. 9 aylık bir sıpa oldu. Sıralıyor. Ordan oraya gezip duruyor evin içinde. En çok mutfak masasının altını seviyor. Sandalyelere tutuna tutuna damacanaya ulaşıyor ve raftakileri karıştırmaya başlıyor. Arada da ellerini bırakıp ayakta durmaya çalışıyor. Bugün baya uzun durdu mesela, düşüverecek diye koktum yakınında durdum. :)
Çekmeceleri de karıştırmayı seviyor ama henüz açmayı pek başaramıyor. Açma çalışmaları elini sıkıştırmayla sonuçlanıyor. Gardrobu açık yakalarsa eline geçeni aşağıya indiriyor.
Tuna'yı güldürmek hala çok kolay. Gülümsemem yetiyor. 'Kaç kaç' yapıyoruz, kıkır kıkır kaçıyor. Bazen ne yapacağını bilemiyor heyecandan. :) 'Ce-eee' oynamaya bayılıyor. Ben yanından ayrıldıysam, arkamdan ağlıyorsa 'ce-eee' yapıyorum, saklanıp görünüyorum gülmeye başlıyor.
Onu bir odada bırakıp gidersem, keyfi yerindeyse, emekleyerek peşimden gelip beni bulmaya çalışıyor. Bazen bulamazsa mızırdanarak ses vermemi istiyor.
Üç tane altta, üç tane üstte altı dişi var. Üstte bir tanesi de patlamış. Altta dördüncüyü bekliyorum dört gözle.
Yüzüstü uyumayı seviyor. Uyku düzeni hala tam oluşamadı. Nedeni bir miktar Begüm, bir miktar ben. Begüm olduğunda kesinlikle uzun bir uykusu olmuyor. Begüm gibi Tuna da emerek uyuyor. Begüm'de beceremediğimden herhalde Tuna'da kendi kendine uyusun diye uğraşmadım hiç. başlarda uğraşsam uyurdu belki çünkü uyuma ilk zamanlar Begüm'den daha iyi uyuyordu. Ama ilgilenemeyince olmadı.
Yukarıya asılı nesnelere bayılıyor. Begüm okulda yılbaşı için süs yapmış. Odasına astık. Tuna onunla oynamaya bayılıyor. Kahkahalar eşliğinde yakalamaya çalışıyor.
Ab-ba, ba-ba diyor. Anne de diyor arada ama bilinçli mi bilemiyorum.
Begüm de bu sene okula başladı. Kreş değil, doğrudan anaokuluna başladı. Okuldakiler idare eder dediler,zaten geçen sene sık sık götürüyordum. İdare de ediyor. Faydası olduğunu düşünüyorum. Eşyalarını topluyor, el becerileri gelişti. Değişik şarkılar, oyunlar öğreniyor. Evin içi sergi salonu gibi oldu. Her yerde resim var. :) Hayatı daha düzenli oldu. Erken yatıyor, erken kalkıyor. Boyut olarak da sınıfta küçük olduğunu belli etmiyor. Şu anda 4-5 yaş kıyafetler giyiyor.
Okulda rahat görünüyor, severek gidiyor ama 3 sene anasınıfı okuyacak olması 'Sıkılır mı acaba?' düşüncesini getiriyor aklıma. O yüzden çok sıkmıyprum bu sene. Gitmek istemediği zaman zorlamıyorum.
Gelin ve prenses en sevdikleri... Resim yaparken ya gelin yapıyoruz ya prenses. Kendi yaptıklarını beğenmediğinden de biz-ben- yapıyoruz, o boyuyor, kesiyor, yapıştırıyor, asıyor.
Bomba cümleler devam ediyor ama onu da bir başka postta yazayım.
Bu aralar neler oluyor hayatımızda onu anlatayım biraz.
Tuna baya büyüdü. 9 aylık bir sıpa oldu. Sıralıyor. Ordan oraya gezip duruyor evin içinde. En çok mutfak masasının altını seviyor. Sandalyelere tutuna tutuna damacanaya ulaşıyor ve raftakileri karıştırmaya başlıyor. Arada da ellerini bırakıp ayakta durmaya çalışıyor. Bugün baya uzun durdu mesela, düşüverecek diye koktum yakınında durdum. :)
Çekmeceleri de karıştırmayı seviyor ama henüz açmayı pek başaramıyor. Açma çalışmaları elini sıkıştırmayla sonuçlanıyor. Gardrobu açık yakalarsa eline geçeni aşağıya indiriyor.
Tuna'yı güldürmek hala çok kolay. Gülümsemem yetiyor. 'Kaç kaç' yapıyoruz, kıkır kıkır kaçıyor. Bazen ne yapacağını bilemiyor heyecandan. :) 'Ce-eee' oynamaya bayılıyor. Ben yanından ayrıldıysam, arkamdan ağlıyorsa 'ce-eee' yapıyorum, saklanıp görünüyorum gülmeye başlıyor.
Onu bir odada bırakıp gidersem, keyfi yerindeyse, emekleyerek peşimden gelip beni bulmaya çalışıyor. Bazen bulamazsa mızırdanarak ses vermemi istiyor.
Üç tane altta, üç tane üstte altı dişi var. Üstte bir tanesi de patlamış. Altta dördüncüyü bekliyorum dört gözle.
Yüzüstü uyumayı seviyor. Uyku düzeni hala tam oluşamadı. Nedeni bir miktar Begüm, bir miktar ben. Begüm olduğunda kesinlikle uzun bir uykusu olmuyor. Begüm gibi Tuna da emerek uyuyor. Begüm'de beceremediğimden herhalde Tuna'da kendi kendine uyusun diye uğraşmadım hiç. başlarda uğraşsam uyurdu belki çünkü uyuma ilk zamanlar Begüm'den daha iyi uyuyordu. Ama ilgilenemeyince olmadı.
Yukarıya asılı nesnelere bayılıyor. Begüm okulda yılbaşı için süs yapmış. Odasına astık. Tuna onunla oynamaya bayılıyor. Kahkahalar eşliğinde yakalamaya çalışıyor.
Ab-ba, ba-ba diyor. Anne de diyor arada ama bilinçli mi bilemiyorum.
Begüm de bu sene okula başladı. Kreş değil, doğrudan anaokuluna başladı. Okuldakiler idare eder dediler,zaten geçen sene sık sık götürüyordum. İdare de ediyor. Faydası olduğunu düşünüyorum. Eşyalarını topluyor, el becerileri gelişti. Değişik şarkılar, oyunlar öğreniyor. Evin içi sergi salonu gibi oldu. Her yerde resim var. :) Hayatı daha düzenli oldu. Erken yatıyor, erken kalkıyor. Boyut olarak da sınıfta küçük olduğunu belli etmiyor. Şu anda 4-5 yaş kıyafetler giyiyor.
Okulda rahat görünüyor, severek gidiyor ama 3 sene anasınıfı okuyacak olması 'Sıkılır mı acaba?' düşüncesini getiriyor aklıma. O yüzden çok sıkmıyprum bu sene. Gitmek istemediği zaman zorlamıyorum.
Gelin ve prenses en sevdikleri... Resim yaparken ya gelin yapıyoruz ya prenses. Kendi yaptıklarını beğenmediğinden de biz-ben- yapıyoruz, o boyuyor, kesiyor, yapıştırıyor, asıyor.
Bomba cümleler devam ediyor ama onu da bir başka postta yazayım.
Etiketler:
45 ay,
9. ay,
Begüm,
bu arada neler yaptık,
iki çocuklu hayat,
Tuna
31 Mayıs 2013 Cuma
İki Çocuklu Hayat
Tuna'nin verdigi tepkiler hergün artıyor. Bu aralar sık sık gülüyor, mirildaniyor. Bugun yanağından öptüm, güldü. Çok hoşuma gitti, durup durup öpüyorum. :)
26 Mart 2013 Salı
3+1=4
Son ve başlangıç...
Çarşamba gecesi saat 2:00 da 3840 gr ağırlığında, 50 cm uzunluğunda Tuna bebeğimize kavuştuk. 2 saatle koç burcu olmayı başaran Tuna kuşumuz mutlu etti bizi. :)
Ablası büyük bir sevinçle karşıladı kendisini. Kardeşini görünce, kardeşinin kendisine getirdiği hediyeyi bile bıraktı. 'Bunu sen tut, eve gidince açcam ben onu.' diyerek bana emanet etti. Bol bol kucağına almak istedi. İlk günlerin şokundan sonra, yeni yeni alışmaya başladı, normale döndü davranışları. Normale döndü derken kastettiğim Tuna'yı devamlı kucağına alma isteği geçti. Bu sefer de kıskançlıklar başladı. Büyük boyutta değil neyseki -şimdilik- , idare edebiliyoruz.
Tuna da bütün gün uyuyor. Uyumayan Begüm'den sonra garip geldi. Uykusunu güzel uyuyan çocuk güzel bir şeymiş. Umarım böyle devam eder.

Hastanede Begüm sürekli bu pozisyondaydı. Beşiğin yanında, eli Tuna'nın yanağında. :) 'Özlem suna bak. Çok tatlı. Yanakları tatlı tatlı' demeyi de ihmal etmedi. :)

Bu da evdeki ilk pozları. Evde de 'Kardeşimi kucağıma alcam.'cümlesi ağzından düşmedi.
Çarşamba gecesi saat 2:00 da 3840 gr ağırlığında, 50 cm uzunluğunda Tuna bebeğimize kavuştuk. 2 saatle koç burcu olmayı başaran Tuna kuşumuz mutlu etti bizi. :)
Ablası büyük bir sevinçle karşıladı kendisini. Kardeşini görünce, kardeşinin kendisine getirdiği hediyeyi bile bıraktı. 'Bunu sen tut, eve gidince açcam ben onu.' diyerek bana emanet etti. Bol bol kucağına almak istedi. İlk günlerin şokundan sonra, yeni yeni alışmaya başladı, normale döndü davranışları. Normale döndü derken kastettiğim Tuna'yı devamlı kucağına alma isteği geçti. Bu sefer de kıskançlıklar başladı. Büyük boyutta değil neyseki -şimdilik- , idare edebiliyoruz.
Tuna da bütün gün uyuyor. Uyumayan Begüm'den sonra garip geldi. Uykusunu güzel uyuyan çocuk güzel bir şeymiş. Umarım böyle devam eder.
Hastanede Begüm sürekli bu pozisyondaydı. Beşiğin yanında, eli Tuna'nın yanağında. :) 'Özlem suna bak. Çok tatlı. Yanakları tatlı tatlı' demeyi de ihmal etmedi. :)
Bu da evdeki ilk pozları. Evde de 'Kardeşimi kucağıma alcam.'cümlesi ağzından düşmedi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

