Begüm hasta. Yeni yeni düzeliyor diyebilirim, hatta öyle derken bile şüpheyle diyorum. Grip olarak başlayan hastalığı bronşiolit olarak devam etti. İlk antibiyotiğimizi de aldık böylece. Tam tarih gerekirse 25.02.2012 cumartesi, saat 22:30...
Bronşiolit genellikle 2 yaş altı çocuklarda görülüyormuş. Akciğerlerdeki bronşiolleri tutuyormuş en fazla. Viral bir enfeksiyonmuş.
'Genellikle ateş ve burun tıkanıklığının eşlik ettiği soğuk algınlığı şeklinde başlar. 2–4 gün içinde bronşiollere inerek tahriş ve küçük hava yollarında daralmaya neden olur. Bu da çocukta öksürüğe ve nefes verme sırasında duyulan ıslık gibi (vızıltı) yapar. Bazı çocuklarda solunum hızı ve eforu artıp öksürük boğuklaşarak astım gibi tıkanmaya ortaya çıkabilir. Bu dönemde genellikle ateş düşer, çoğu çocuk iştahsızlaşır, süt çocuklarında emme güçlüğü ortaya çıkar. Uykuda huzursuzluğa. sık rastlanır.' (Emme güçlüğü dışında bizimki de aynen böyle oldu.)
Doktorumuz antibiyotik dışında ventolin verdi. Günde birkaç kez buhar şeklinde uyguladık. Ayrıca sık sık burun damlası damlatmamızı söyledi. söylediklerini uyguladık. Şimdi daha iyi. Ama kontrole gideceğiz tabi. Hal ve tavırlarına bakılırsa düzeldi. Çünkü yaklaşık iki haftadır yapışık ikiz gibi dolaşıyoruz. bu aralar ayrılmaya başladık. Hatta bugün ilk defa ben başında olmadan oyun oynadı. Eski günlere döndük şükür. :))
ilk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ilk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Mart 2012 Cumartesi
12 Aralık 2011 Pazartesi
Kestim, Beklemedeyim...
Begüm'ün saçını kestim bugün.
Evet, tarih sayfalarına yazılsın.
Vatana, millete hayırlı olsun!
Tepeden uzamış beş tel, ve arkadan uzamış on tel saçı kestim. Birazcık...
Şimdi saçının daha hızlı uzamasını bekliyorum.
Bir nevi deneysel bir olay benim için bu durum. Eğer daha hızlı uzarsa her yerden eşit oranda kesmeyi ya da kestirmeyi düşünüyorum. Zira, el kadar bebeklerin bile kızımdan daha uzun saçının olduğunu görmek beni deli ediyor.
Evet, tarih sayfalarına yazılsın.
Vatana, millete hayırlı olsun!
Tepeden uzamış beş tel, ve arkadan uzamış on tel saçı kestim. Birazcık...
Şimdi saçının daha hızlı uzamasını bekliyorum.
Bir nevi deneysel bir olay benim için bu durum. Eğer daha hızlı uzarsa her yerden eşit oranda kesmeyi ya da kestirmeyi düşünüyorum. Zira, el kadar bebeklerin bile kızımdan daha uzun saçının olduğunu görmek beni deli ediyor.
9 Ağustos 2011 Salı
Çiş - Kaka Mevzuları
Tuvalet eğitimine tam olarak başlamadım henüz. Arada, aklıma estikçe bezini çıkartıp oturtuyordum tuvalete. Bir de ben tuvaletteyken kapıyı açık bırakıyorum, isterse giriyor içeri yani beni izlemesine izin veriyorum. Bunlarla alakalı değildir muhtemelen, ama bugün 'kaka' konusunda bir gelişme yaşadık.
İki gündür kakasını yapmıyordu Begüm. Bugün de ıkındı sıkındı, kaka pozisyonunu aldı. Baktım fınfık kadar birşey yapmış. Temizlendik. Sonra yine aynı durum. Bu sefer yapamamış. Aldım tuvalete götürdüm. Bir dakika içinde kakalar pıtır pıtır döküldü tuvalete. :) Başta biraz şaşırdı, sonra korktu sanıyorum, mızırdanmaya başladı. ben de kaldırdım. Birlikte kakalara baktık, meşhur 'bay bay'ımızı yaptık ve sifonu çektik.
Şu tatil, yolculuk, bayram olaylarımız geçsin başlayalım diyorum yavaştan bez bırakma eylemine. Bakalım hayırlısı. 'Bay Bay Bezim' kitabını da sipariş vereyim bari. Elimde bulunsun. Alıştırma külodu da almak lazım sanırım. Onu da listeye ekleyelim. :)
İki gündür kakasını yapmıyordu Begüm. Bugün de ıkındı sıkındı, kaka pozisyonunu aldı. Baktım fınfık kadar birşey yapmış. Temizlendik. Sonra yine aynı durum. Bu sefer yapamamış. Aldım tuvalete götürdüm. Bir dakika içinde kakalar pıtır pıtır döküldü tuvalete. :) Başta biraz şaşırdı, sonra korktu sanıyorum, mızırdanmaya başladı. ben de kaldırdım. Birlikte kakalara baktık, meşhur 'bay bay'ımızı yaptık ve sifonu çektik.
Şu tatil, yolculuk, bayram olaylarımız geçsin başlayalım diyorum yavaştan bez bırakma eylemine. Bakalım hayırlısı. 'Bay Bay Bezim' kitabını da sipariş vereyim bari. Elimde bulunsun. Alıştırma külodu da almak lazım sanırım. Onu da listeye ekleyelim. :)
Etiketler:
bebek gelişimi,
Begüm,
ilk,
ilkler,
tuvalet eğitimi
28 Nisan 2011 Perşembe
Bir İlk Daha...
Dün itibariyle Begüm yürüyor. Bu sefer öyle küçük adımlar falan değil. Elleri serbest haldeyken bir-iki metre yürüyor.
O adımları görünce kendimde bir rahatlama hissettim. Her ne kadar takmıyorum desem de 'Bizimki 9 aylıkken yürüdü.' vb... cümleleri duydukça içime atmışım demek ki.
Bir kilometre taşını daha başarıyla başarıyla tamamladık. Darısı diğerlerinin başına...
O adımları görünce kendimde bir rahatlama hissettim. Her ne kadar takmıyorum desem de 'Bizimki 9 aylıkken yürüdü.' vb... cümleleri duydukça içime atmışım demek ki.
Bir kilometre taşını daha başarıyla başarıyla tamamladık. Darısı diğerlerinin başına...
17 Nisan 2011 Pazar
Hastaydık, İyileştik
Pek keyfim yok Dünden beri. Sanırım yorgunluktan. Begüm hastaydı. Şimdi iyi, düzeldi. 6. hastalık olmuş. Doktorumuz kontrol ederken '6. hastalık bu.' deyip duruyordu. Ben de bir hastalığın ikinci adı falan zannediyordum. Meğer kendi adıymış. Perşembe günü Begüm ateşlendi. Diştendir diye pek üstünde durmadım ama gece ateşi arttı. 39.3'e kadar çıktı. Ateş düşürücü verdik. Bir süre düşüyor sonra geri çıkıyordu. Bir de göğsünde ve sırtında minik minik, kırmızı, sivilce gibi şeyler çıktı. Öğleden sonra yoktu. Akşam babası altını değiştirirken bir baktık her taraf kırmızı, pütür pütür. Hemen doktoru aradık tabi. Tavsiyelerimizi aldık. Gece ve ertesi gün teşimizi de düşüremeyince muayenehanenin yolunu tuttuk.
'6. hastalık yada 5. hastalık' dedi doktorumuz. Viral bir hastalıkmış. Ateş aniden yükselirmiş. Gövdede kırmızı döküntüler olurmuş. 3-5 gün içinde normale dönermiş. Panik yapacak bir durum yokmuş. Bir de Calpol'e allerjimiz olabilirmiş. Dişten dolayı 'Ağrısı mı var acaba? Aman rahat uyusun!' diye bir- iki gündür gece yatmadan veriyorduk. Calpol'ün içindeki çileğe allerjimiz olabilrmiş. Bir süre çilek ve konsantresini içeren ürünler yasak.
Sanırım hastalığın etkisi de geçti. Ateşimiz yok artık. Hareketlerimiz, neşemiz normale döndü. Kızarıklıklar kayboldu.
Büyük bir olay daha var. Sanırım Begüm yürüyor. Öyle her dakika değil ama. Elleriyle tutunmadan kısa mesafe ileleyebiliyor. Tabi canı istediği zaman. Biz 'Hadi yürü!' deyince olmuyor. :)
'6. hastalık yada 5. hastalık' dedi doktorumuz. Viral bir hastalıkmış. Ateş aniden yükselirmiş. Gövdede kırmızı döküntüler olurmuş. 3-5 gün içinde normale dönermiş. Panik yapacak bir durum yokmuş. Bir de Calpol'e allerjimiz olabilirmiş. Dişten dolayı 'Ağrısı mı var acaba? Aman rahat uyusun!' diye bir- iki gündür gece yatmadan veriyorduk. Calpol'ün içindeki çileğe allerjimiz olabilrmiş. Bir süre çilek ve konsantresini içeren ürünler yasak.
Sanırım hastalığın etkisi de geçti. Ateşimiz yok artık. Hareketlerimiz, neşemiz normale döndü. Kızarıklıklar kayboldu.
Büyük bir olay daha var. Sanırım Begüm yürüyor. Öyle her dakika değil ama. Elleriyle tutunmadan kısa mesafe ileleyebiliyor. Tabi canı istediği zaman. Biz 'Hadi yürü!' deyince olmuyor. :)
18 Mart 2011 Cuma
Uyudu, İnanamıyorum!
Bugünü tarihe yazmak istiyorum. Begümkuşumuz bugün daha doğrusu dün gece ömründe ilk defa 23:00'dan 5:00'a (yaklaşık olarak verdim saatleri, fazla da olabilir az da,tam hatırlamıyorum şimdi.) kadar, 6 saat deliksiz bir uyku çekmiştir. Dün geceye kadar en fazla 4 saat uyudu kendileri. O 4 saat de baya baya önceydi. Yani şoktayım diyebilirim. Ben de sayesinde deliksiz sayabileceğim bir uyku uyudum. Sadece bir defa 3:00 civarında uyandım. O da sanıyorum alışkanlık olmuş, ya da uzun zaman uyandıran olmayınca bünye kendi kendini uyandırdı. Sabah da daha dinç uyandım, neden acaba? :)
Bu uzun uykunun sebebini çözebilmiş değilim, ama umarım artarak devamı gelir.10-12 saat deliksiz uykularını görürüz inşallah. :)
Herkese bol uykulu günler...
Bu uzun uykunun sebebini çözebilmiş değilim, ama umarım artarak devamı gelir.10-12 saat deliksiz uykularını görürüz inşallah. :)
Herkese bol uykulu günler...
9 Kasım 2010 Salı
İzmir'de Begüm
İzmir'e biricik teyzoşumuzun yanına gitmiştik. Malum anneanne ve dede de oradaydı. Begüm'e ilgi yoğundu. Beklendiği üzere huyumuz suyumuz da değişti tabi. En başta da uyku düzenimiz: uyku saatlerimiz ve uyuma şeklimiz. İzmir'de geceleri 22:00 civarında uyumaya başlamıştı. Gündüz uykularının ise belirli bir saati yoktu, her zamanki saatlerinde uyumuyordu. En kötü olan ise (benim için) yeniden emerek uyumaya başlaması oldu. Yer yatağında uyumak yerine sağa sola sürünmeye başlayınca eski yöntemimize geri döndük.(Kendi düşen ağlamaz derler ama ben ağlıyorum.) Bayramda sonra bir yatır kaldır uygulamamız daha olacak sanıyorum :)
Yine yoğun ilgiden sanıyorum, benden bağımsız, kendi başına geçirdiği zamanlar kısaldı. Biraz kendi halinde takılıyor, sonra kucak istemeye başlıyor.
Yemek yeme konusunda da problem yaşayacağımızı düşünüyordum. Ymek yerken 50 kişi etrafında şaklabanlık yapıyordu çünkü hanımın, ama öyle olmadı. Yine mama sandalyemizde bir süre sorunsuz yiyoruz, sonra ufak çaplı şaklabanlık yapıyoruz.
Evin içinde devamlı konuşan insanlar görünce, kızım da konuşmaya özendi. çıkardığı gürültüler arttı. Aaa, aauular arttı iyice. Bbbb, bubbblar başladı. Hatta arada yanlışlıkla baba bile çıkıyor :)
Emekleme alıştırmaları devam ediyor. Şimdilik ellerinin dizlerinin üzerinde duruyor bir süre, ilerlemeye çalışınca tekrar sürünme pozisyonuna dönüyor. Koltukları kenarına gelip bir eliyle koltuğa tutunup dizlerinin üzerinde doğrulmaya başladı. Geçen gün de yatağın kenarına tutunup ayağa kalktı.
Peluş oyuncaklar hoşuna gidiyor. Mağazada peluş tavşan görmüştüm, Begüm'e gösterdim. Kıkır kıkır gülemeye başladı :) devamında gösterdiğimiz ayılara, ördeklere, köpeklere de aynı tepkiyi verdi.
İzmir diye başladı post, İzmir'le bitsin. Ben hayatımda İzmir kadar bebek sever memleket görmedim valla. Antalya'da, Eskişehir'de de seviyorlar Begüm'ü ama İzmir'de hit oldu çocuk :) Her gittiğimiz mağazada önümüze geçip dakikalarca sevenler, yolda durdurup sevenler, durdurmadan sevenler, öpenler, yanağını, elini, ayağını okşayanlar... (İzin almadan cuk diye çocuğu öpüyorlar sinir oluyorum diyen anneleri şimdi çok daha iyi anlıyorum) Hatta bir mağazaya girdik. O sırada Begüm uyuyordu. Uyur halde bir posta sevdi reyon görevlileri. Uyanınca da toplaştılar etrafımıza (10 kişi rahat vardı), öyle sevdiler. Bizimki de, sağolsun sevgi gösterilerini geri çevirmiyor. Şımarıyor, gülücükler dağıtıyor, aa-uu sesler çıkartıyor, kollarını-bacaklarını sallıyor. Görevliler daha fazla seviyor. Ben kucağımda Begüm'le kalakalıyorum. Annemler beni bekliyor. Olan bize oluyor yani. Bir keresinde de, bir abi eşliğinde mama yedi Begüm. Adam oyaladı, ben yedirdim. :) İşime geldi benim de. :)
Yine yoğun ilgiden sanıyorum, benden bağımsız, kendi başına geçirdiği zamanlar kısaldı. Biraz kendi halinde takılıyor, sonra kucak istemeye başlıyor.
Yemek yeme konusunda da problem yaşayacağımızı düşünüyordum. Ymek yerken 50 kişi etrafında şaklabanlık yapıyordu çünkü hanımın, ama öyle olmadı. Yine mama sandalyemizde bir süre sorunsuz yiyoruz, sonra ufak çaplı şaklabanlık yapıyoruz.
Evin içinde devamlı konuşan insanlar görünce, kızım da konuşmaya özendi. çıkardığı gürültüler arttı. Aaa, aauular arttı iyice. Bbbb, bubbblar başladı. Hatta arada yanlışlıkla baba bile çıkıyor :)
Emekleme alıştırmaları devam ediyor. Şimdilik ellerinin dizlerinin üzerinde duruyor bir süre, ilerlemeye çalışınca tekrar sürünme pozisyonuna dönüyor. Koltukları kenarına gelip bir eliyle koltuğa tutunup dizlerinin üzerinde doğrulmaya başladı. Geçen gün de yatağın kenarına tutunup ayağa kalktı.
Peluş oyuncaklar hoşuna gidiyor. Mağazada peluş tavşan görmüştüm, Begüm'e gösterdim. Kıkır kıkır gülemeye başladı :) devamında gösterdiğimiz ayılara, ördeklere, köpeklere de aynı tepkiyi verdi.
İzmir diye başladı post, İzmir'le bitsin. Ben hayatımda İzmir kadar bebek sever memleket görmedim valla. Antalya'da, Eskişehir'de de seviyorlar Begüm'ü ama İzmir'de hit oldu çocuk :) Her gittiğimiz mağazada önümüze geçip dakikalarca sevenler, yolda durdurup sevenler, durdurmadan sevenler, öpenler, yanağını, elini, ayağını okşayanlar... (İzin almadan cuk diye çocuğu öpüyorlar sinir oluyorum diyen anneleri şimdi çok daha iyi anlıyorum) Hatta bir mağazaya girdik. O sırada Begüm uyuyordu. Uyur halde bir posta sevdi reyon görevlileri. Uyanınca da toplaştılar etrafımıza (10 kişi rahat vardı), öyle sevdiler. Bizimki de, sağolsun sevgi gösterilerini geri çevirmiyor. Şımarıyor, gülücükler dağıtıyor, aa-uu sesler çıkartıyor, kollarını-bacaklarını sallıyor. Görevliler daha fazla seviyor. Ben kucağımda Begüm'le kalakalıyorum. Annemler beni bekliyor. Olan bize oluyor yani. Bir keresinde de, bir abi eşliğinde mama yedi Begüm. Adam oyaladı, ben yedirdim. :) İşime geldi benim de. :)
14 Ekim 2010 Perşembe
Başbaşa
Bugün Begüm kuzuyla bir ilke daha imza atacağız. İlk kez doktora birlikte, yalnız gideceğiz. (Daha önce yalnız, kısa bir araba yolculuğu yapmıştık. Ama hemen babamızla buluşmuştuk. Başbaşa gezinmemiştik hiç.) Sonrasında da hanımefendi ve de hava müsade ederse Antalya sokaklarında gezinmeyi planlıyorum. Bakalım, kısmet. Bebekle gezinme işleri kısmete bağlı geliyor bana artık, nedense???.... :)
29 Temmuz 2010 Perşembe
Sil Baştan..
Daha doğrusu sildim, baştan...
Saf ben bloga ait mail hesaplarımı karıştırırken, ikisi fazla birini sileyim derken (o biri de gmail olan) maillerimin blogla bağlantısını da sildim ve pembe puantiyeli pantolon bloguma ulaşamıyorum artık. Yeni kayıt yayınlayamıyorum orada. Ben de yeni blog açayım bari dedim. Şimdi de eski blogda yazdıklarımı teker teker buraya ekleyeceğim. Kolay gelsin bana... :(
Saf ben bloga ait mail hesaplarımı karıştırırken, ikisi fazla birini sileyim derken (o biri de gmail olan) maillerimin blogla bağlantısını da sildim ve pembe puantiyeli pantolon bloguma ulaşamıyorum artık. Yeni kayıt yayınlayamıyorum orada. Ben de yeni blog açayım bari dedim. Şimdi de eski blogda yazdıklarımı teker teker buraya ekleyeceğim. Kolay gelsin bana... :(
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

