Begüm bir kaç aydır iyice dillendi. Ne söylesek tekrar ediyor. Mesela geçen akşam uyutmaya çalışıyorum. 'An-nene, an-nene' diye anneannesini sayıklamaya başladı. Ben de -hala uyumadığı için sinirimden- biraz sert bir şekilde 'Anneanne Eskişehir'de. ' dedim.
Begüm: Essşeerde
O kadar tatlı söyledi ki, bir kaç defa tekrarlattım. Uyku da iyice dağıldı, sonra yine çabaladım ama olsun değdi. :)
Arabadayız. İzzet'le konuşuyoruz. Muhabbet nasıldı hatırlamıyorum ama sonunda 'Aamin, aamin. inşallah' dedim. Arkadan Begüm: 'Amin, Amin.'
Dün de eşimin kuzenler var. Birinin adı Yasemin. 'Yaasemin, Yaasemin' diye tekrarladım birkaç defa o da söylesin diye. Sonuç: ' Aasemin'
Benim adımı ve babasının adını daha önceden söylüyordu zaten. Kendi adını söylemeye başladı: 'Bee-gum', 'Bee-gm' Evet bazen aradaki 'U' kayboluyor. Nasıl oluyor sormayın, duymak lazım :)
Ayrıca bu aralar benim favorilerim 'Dahtaa' ve 'Aaktabı' (Çanta ve ayakkabı.) Bol bol söyletiyorum. :)
Başka birçok kelime var. Genelde biz söyledikten sonra dökülüyor ağzından. Tekrar ediyoruz iyice pekişsin diye ve beklemediğimiz bir anda karşımıza geliveriyor bu kelimeler.
Çok sevimli çok eğlenceli.....
Bir de kızımın seksi bir pozunu eklemek istiyorum.
Evde mayo kataloğu falan da yok ama, bir yerlerde görmüş,özenmiş galiba kuzucuğum. :)
bebek gelişimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bebek gelişimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16 Eylül 2011 Cuma
13 Ağustos 2011 Cumartesi
Bir Kitap Kurdu Yetişiyor!!
Kendi kendine uyumaya başladığından beri gece yatma rutinimizde (şimdilerde gündüz uykularından önce de) son aşama meme emerek kitap okumak. sonra da yatağa yatış faslına geçiyoruz, tabiki elinde kitapla. Yatağa yattığında da bir süre kitap okuyor. Sonra yoruluyor sanırım, kitabı bana uzatıyor. 'Sen çevir, ben bakayım.' buyuruyor. Sonra ben çaktırmadan kitabı kaldırıyorum.
Gün içinde de aynı. Elinde kitap, 'Oku!' buyuruyor. Oyuncak tercih etmiyor bu aralar.
Favorileri Tübitak Yayınları'ndan Doktorda ve Bebek Koala Kayıp oyuncak. Bir de bu aralar Aç Tırtıl katıldı aramıza. Tırtılın meyveleri yeyip geride bıraktığı deliklere parmaklarını geçirmeye bayılıyor.
İnsan da sıkılıyor tabi aynı kitabı günde elli defa okumaktan. Dergileri çıkardım ortaya. Biraz onlarla oyalanıyor. Birlikte bakıyoruz. Ben eski dergileri karıştırmış oluyorum. Begüm'e de değişik objeleri tanıtma imkanı buluyorum. İyi oluyor, güzel oluyor yani... :)
Bu kitap aşkı bitmez umarım. Yeni kitaplar sipariş ettim zaten. Bana da değişiklik olacak :)
Babayı da alıştırdım kitap okumaya. Meğer içinde ne cevher varmış Biraz sürükleyici olunca kitap bir-iki haftada bitiriveriyor. Ömründe okumadığı kitabı şu bir iki ayda okudu sanırım. Hatta bir ara devamında ne olacak merakından uyuyamıyordu. Şimdi ona da yeni kitap arayışlarındayım. Ona da sipariş ettim bir iki kitap.
Herşey iyi hoş, kızıma ve kocama kitabı sevdirdim ama asıl kitapkurdu ben okuyamıyorum. Gündüz zaten zaman olmuyor. Gece de yorgunluktan 5-10 sayfa anca okuyorum. BEN DE KİTAP OKUMAK İSTİYORUM!!!
Gün içinde de aynı. Elinde kitap, 'Oku!' buyuruyor. Oyuncak tercih etmiyor bu aralar.
Favorileri Tübitak Yayınları'ndan Doktorda ve Bebek Koala Kayıp oyuncak. Bir de bu aralar Aç Tırtıl katıldı aramıza. Tırtılın meyveleri yeyip geride bıraktığı deliklere parmaklarını geçirmeye bayılıyor.
İnsan da sıkılıyor tabi aynı kitabı günde elli defa okumaktan. Dergileri çıkardım ortaya. Biraz onlarla oyalanıyor. Birlikte bakıyoruz. Ben eski dergileri karıştırmış oluyorum. Begüm'e de değişik objeleri tanıtma imkanı buluyorum. İyi oluyor, güzel oluyor yani... :)
Bu kitap aşkı bitmez umarım. Yeni kitaplar sipariş ettim zaten. Bana da değişiklik olacak :)
Babayı da alıştırdım kitap okumaya. Meğer içinde ne cevher varmış Biraz sürükleyici olunca kitap bir-iki haftada bitiriveriyor. Ömründe okumadığı kitabı şu bir iki ayda okudu sanırım. Hatta bir ara devamında ne olacak merakından uyuyamıyordu. Şimdi ona da yeni kitap arayışlarındayım. Ona da sipariş ettim bir iki kitap.
Herşey iyi hoş, kızıma ve kocama kitabı sevdirdim ama asıl kitapkurdu ben okuyamıyorum. Gündüz zaten zaman olmuyor. Gece de yorgunluktan 5-10 sayfa anca okuyorum. BEN DE KİTAP OKUMAK İSTİYORUM!!!
9 Ağustos 2011 Salı
Çiş - Kaka Mevzuları
Tuvalet eğitimine tam olarak başlamadım henüz. Arada, aklıma estikçe bezini çıkartıp oturtuyordum tuvalete. Bir de ben tuvaletteyken kapıyı açık bırakıyorum, isterse giriyor içeri yani beni izlemesine izin veriyorum. Bunlarla alakalı değildir muhtemelen, ama bugün 'kaka' konusunda bir gelişme yaşadık.
İki gündür kakasını yapmıyordu Begüm. Bugün de ıkındı sıkındı, kaka pozisyonunu aldı. Baktım fınfık kadar birşey yapmış. Temizlendik. Sonra yine aynı durum. Bu sefer yapamamış. Aldım tuvalete götürdüm. Bir dakika içinde kakalar pıtır pıtır döküldü tuvalete. :) Başta biraz şaşırdı, sonra korktu sanıyorum, mızırdanmaya başladı. ben de kaldırdım. Birlikte kakalara baktık, meşhur 'bay bay'ımızı yaptık ve sifonu çektik.
Şu tatil, yolculuk, bayram olaylarımız geçsin başlayalım diyorum yavaştan bez bırakma eylemine. Bakalım hayırlısı. 'Bay Bay Bezim' kitabını da sipariş vereyim bari. Elimde bulunsun. Alıştırma külodu da almak lazım sanırım. Onu da listeye ekleyelim. :)
İki gündür kakasını yapmıyordu Begüm. Bugün de ıkındı sıkındı, kaka pozisyonunu aldı. Baktım fınfık kadar birşey yapmış. Temizlendik. Sonra yine aynı durum. Bu sefer yapamamış. Aldım tuvalete götürdüm. Bir dakika içinde kakalar pıtır pıtır döküldü tuvalete. :) Başta biraz şaşırdı, sonra korktu sanıyorum, mızırdanmaya başladı. ben de kaldırdım. Birlikte kakalara baktık, meşhur 'bay bay'ımızı yaptık ve sifonu çektik.
Şu tatil, yolculuk, bayram olaylarımız geçsin başlayalım diyorum yavaştan bez bırakma eylemine. Bakalım hayırlısı. 'Bay Bay Bezim' kitabını da sipariş vereyim bari. Elimde bulunsun. Alıştırma külodu da almak lazım sanırım. Onu da listeye ekleyelim. :)
Etiketler:
bebek gelişimi,
Begüm,
ilk,
ilkler,
tuvalet eğitimi
28 Nisan 2011 Perşembe
Bir İlk Daha...
Dün itibariyle Begüm yürüyor. Bu sefer öyle küçük adımlar falan değil. Elleri serbest haldeyken bir-iki metre yürüyor.
O adımları görünce kendimde bir rahatlama hissettim. Her ne kadar takmıyorum desem de 'Bizimki 9 aylıkken yürüdü.' vb... cümleleri duydukça içime atmışım demek ki.
Bir kilometre taşını daha başarıyla başarıyla tamamladık. Darısı diğerlerinin başına...
O adımları görünce kendimde bir rahatlama hissettim. Her ne kadar takmıyorum desem de 'Bizimki 9 aylıkken yürüdü.' vb... cümleleri duydukça içime atmışım demek ki.
Bir kilometre taşını daha başarıyla başarıyla tamamladık. Darısı diğerlerinin başına...
17 Nisan 2011 Pazar
Hastaydık, İyileştik
Pek keyfim yok Dünden beri. Sanırım yorgunluktan. Begüm hastaydı. Şimdi iyi, düzeldi. 6. hastalık olmuş. Doktorumuz kontrol ederken '6. hastalık bu.' deyip duruyordu. Ben de bir hastalığın ikinci adı falan zannediyordum. Meğer kendi adıymış. Perşembe günü Begüm ateşlendi. Diştendir diye pek üstünde durmadım ama gece ateşi arttı. 39.3'e kadar çıktı. Ateş düşürücü verdik. Bir süre düşüyor sonra geri çıkıyordu. Bir de göğsünde ve sırtında minik minik, kırmızı, sivilce gibi şeyler çıktı. Öğleden sonra yoktu. Akşam babası altını değiştirirken bir baktık her taraf kırmızı, pütür pütür. Hemen doktoru aradık tabi. Tavsiyelerimizi aldık. Gece ve ertesi gün teşimizi de düşüremeyince muayenehanenin yolunu tuttuk.
'6. hastalık yada 5. hastalık' dedi doktorumuz. Viral bir hastalıkmış. Ateş aniden yükselirmiş. Gövdede kırmızı döküntüler olurmuş. 3-5 gün içinde normale dönermiş. Panik yapacak bir durum yokmuş. Bir de Calpol'e allerjimiz olabilirmiş. Dişten dolayı 'Ağrısı mı var acaba? Aman rahat uyusun!' diye bir- iki gündür gece yatmadan veriyorduk. Calpol'ün içindeki çileğe allerjimiz olabilrmiş. Bir süre çilek ve konsantresini içeren ürünler yasak.
Sanırım hastalığın etkisi de geçti. Ateşimiz yok artık. Hareketlerimiz, neşemiz normale döndü. Kızarıklıklar kayboldu.
Büyük bir olay daha var. Sanırım Begüm yürüyor. Öyle her dakika değil ama. Elleriyle tutunmadan kısa mesafe ileleyebiliyor. Tabi canı istediği zaman. Biz 'Hadi yürü!' deyince olmuyor. :)
'6. hastalık yada 5. hastalık' dedi doktorumuz. Viral bir hastalıkmış. Ateş aniden yükselirmiş. Gövdede kırmızı döküntüler olurmuş. 3-5 gün içinde normale dönermiş. Panik yapacak bir durum yokmuş. Bir de Calpol'e allerjimiz olabilirmiş. Dişten dolayı 'Ağrısı mı var acaba? Aman rahat uyusun!' diye bir- iki gündür gece yatmadan veriyorduk. Calpol'ün içindeki çileğe allerjimiz olabilrmiş. Bir süre çilek ve konsantresini içeren ürünler yasak.
Sanırım hastalığın etkisi de geçti. Ateşimiz yok artık. Hareketlerimiz, neşemiz normale döndü. Kızarıklıklar kayboldu.
Büyük bir olay daha var. Sanırım Begüm yürüyor. Öyle her dakika değil ama. Elleriyle tutunmadan kısa mesafe ileleyebiliyor. Tabi canı istediği zaman. Biz 'Hadi yürü!' deyince olmuyor. :)
7 Mart 2011 Pazartesi
11. Ay
11 aylık Begüm:
■Ayakta, hiçbir yere tutunmadan daha uzun süre durabiliyor. Hatta tay tay yaparken biz ellerimizi çırptığımızdan o da ellerini çırpıyor.
■Yürüme konusunda da ilerleme kaydettik. Tek elinden tuttuğumuzda yürüyebiliyor. Bazen iki elinden de tutmamızı istiyor. İki elinden tuttuğumuzda yürüyüşü öncekinden daha dengeli ve hızlı.
■Hiçbir yere tutunmadan ayakta dururken yavaş yavaş eğilip oturabiliyor.
■‘Bay bay’, ‘Gel gel’yapıyor.
■‘Mama, meme, baba’ ve türevleri kelimeleri söylüyor. Sıkça da anlamadığımız sesler, kelimeler çıkartıyor.
■Yakın zamana kadar yemek konusunda sııkıntımız yoktu. Hapur hupur yiyordu herşeyi. Her yerde ‘Çok güzel yemek yiyor, herşeyi yiyor.’ diye diye nazar değdirdik sanıyorum. Bu aralar pek yemiyor. Özellikle kahvaltıda. Yarım yumurtayla azıcık peynir yerse ‘İyi yedi.’ diyorum. Umarım geçici bir durumdur.
■Emme konusunda sorunumuz yok. Hala emiyor.
■Bu aralar favori oyuncakları mandallar, kavanozlar. Matruşka hala ilgisini çekiyor. Mandalları doldurup boşaltmayı çok seviyor. Birbirine geçirmeye çalışıyor (ama henüz başarılı değil). Kavanoz kapaklarını kapatmaya çalışıyor. Düzgünce tutuyor ve takıyor.
■Kitapları seviyor. Sayfaları çevirip teker teker bakıyor.Resimleri ilgisini çekiyor, inceliyor. Karton sayfaları önceden de çevirebiliyordu, artık ince sayfaları da çevirebiliyor.
■Oyuncak saklamacaya bayılıyor. Topunu saklıyoruz. Bakıyor, gülüyor, hızlı hızlı emekleyerek gidiyor, buluyor.
■Mandallarla oynarken çamaşırlara tutturmaya çalışıyor.
■Kirli bezini eline aldığında ‘E-e’ diyorum. Bugün yine aynı şeyi yaptık. Ama bu sefer götürdü çöpe attı bezi. Tesadüf diyeceğim ama birkaç kez yaptı.
■Tam bir su kuşu. Havuzdan çıkaramadık bugün. Önce bebek arabasını havuza yakın, bizi görebileceği bir yere yerleştirip havuza girdik. Begüm bizi havuzda görünce kendini attı arabadan resmen. Biz de onu da aldık yanımıza. Üşür diye fazla tutmadık, çıkardık hemen ama yine durmadı. Çığlık kıyamet, kendini kucaktan atmaya çalışmalar… Fazla direnemedik soktuk yine havuza. Elleri kolları çırpa çırpa oynadı havuzda. Yazın denizden havuzdan çıkaramayacağız kendisini sanıyorum.
■Ayakta, hiçbir yere tutunmadan daha uzun süre durabiliyor. Hatta tay tay yaparken biz ellerimizi çırptığımızdan o da ellerini çırpıyor.
■Yürüme konusunda da ilerleme kaydettik. Tek elinden tuttuğumuzda yürüyebiliyor. Bazen iki elinden de tutmamızı istiyor. İki elinden tuttuğumuzda yürüyüşü öncekinden daha dengeli ve hızlı.
■Hiçbir yere tutunmadan ayakta dururken yavaş yavaş eğilip oturabiliyor.
■‘Bay bay’, ‘Gel gel’yapıyor.
■‘Mama, meme, baba’ ve türevleri kelimeleri söylüyor. Sıkça da anlamadığımız sesler, kelimeler çıkartıyor.
■Yakın zamana kadar yemek konusunda sııkıntımız yoktu. Hapur hupur yiyordu herşeyi. Her yerde ‘Çok güzel yemek yiyor, herşeyi yiyor.’ diye diye nazar değdirdik sanıyorum. Bu aralar pek yemiyor. Özellikle kahvaltıda. Yarım yumurtayla azıcık peynir yerse ‘İyi yedi.’ diyorum. Umarım geçici bir durumdur.
■Emme konusunda sorunumuz yok. Hala emiyor.
■Bu aralar favori oyuncakları mandallar, kavanozlar. Matruşka hala ilgisini çekiyor. Mandalları doldurup boşaltmayı çok seviyor. Birbirine geçirmeye çalışıyor (ama henüz başarılı değil). Kavanoz kapaklarını kapatmaya çalışıyor. Düzgünce tutuyor ve takıyor.
■Kitapları seviyor. Sayfaları çevirip teker teker bakıyor.Resimleri ilgisini çekiyor, inceliyor. Karton sayfaları önceden de çevirebiliyordu, artık ince sayfaları da çevirebiliyor.
■Oyuncak saklamacaya bayılıyor. Topunu saklıyoruz. Bakıyor, gülüyor, hızlı hızlı emekleyerek gidiyor, buluyor.
■Mandallarla oynarken çamaşırlara tutturmaya çalışıyor.
■Kirli bezini eline aldığında ‘E-e’ diyorum. Bugün yine aynı şeyi yaptık. Ama bu sefer götürdü çöpe attı bezi. Tesadüf diyeceğim ama birkaç kez yaptı.
■Tam bir su kuşu. Havuzdan çıkaramadık bugün. Önce bebek arabasını havuza yakın, bizi görebileceği bir yere yerleştirip havuza girdik. Begüm bizi havuzda görünce kendini attı arabadan resmen. Biz de onu da aldık yanımıza. Üşür diye fazla tutmadık, çıkardık hemen ama yine durmadı. Çığlık kıyamet, kendini kucaktan atmaya çalışmalar… Fazla direnemedik soktuk yine havuza. Elleri kolları çırpa çırpa oynadı havuzda. Yazın denizden havuzdan çıkaramayacağız kendisini sanıyorum.
15 Şubat 2011 Salı
10. Ay
Begüm'ün 10. ayıyla ilgili birşey yazmamışım. 10 ay 2 haftalık Begüm:
- Gördüğü ve de canının istediği her yere, ellerini, bacaklarını, gerekirse dişlerini kullanarak tırmanıyor. Sanırım bir haftadır da çıktığı yerden inebiliyor. Geçenlerden bizim yataktan inerek beni acayip derecede şaşırttı. Yatağın üstündeki çocuk bir baktım yanımda...
- Hiçbir yere tutunmadan ayakta durma yeteneğini geliştirdi. Daha uzun süre durabiliyor. Ama sadece ve sadece farkında değilken duruyor. Biz bırakırsak saniye dolmadan bırakıyor kendini yere. Biraz cesarete ihtiyacı var yani.
- Elinden tutarak yürüyebiliyor. İşi biraz daha ilerletti. Tek elinden tutunca da biraz yürüyor.
- Birkaç gündür yine dilini çıkarmaya başladı. 'Dilin nerde Begüm?' diyoruz.Bazen çıkarıyor, bazen de sağa sola kafa sallıyor hayır anlamında. Aslında o hayır demek değil bence. Ben sorarken kafamı sağa sola salladığım için sorunun cevabını kafa sallamak zannediyor sanırım :)
- Evde çığlıklar arttı. İstediği birşey olmasın tiz bir sesle çığlık atıyor.
- Dans etmeyi keşfetti. Müzik çıkınca ya kafasını sallıyor, ya da üst bedenini sağa sola çeviriyor. Bazen de el çırpıyor, biz o oynasın diye el çırptığımız için.
- 'Cee-ee' oyunu oynarken artık cee'yi yapıyor. Yüzünü koltuğa yastığa göerek saklıyor, sorna açıyor.
- Oyuncaklarla pek alakası yok bu aralar. Tek derdi çekmeceleri boşaltmak, kağıt-gazete yırtmak.
- Yemek yerken kaşığı ağzına götürebiliyor artık. Ben yardım etmediğimde kaşıkta sadece çok az bir miktar kalıyor tabi.
- Yemek yeme olayını abarttı bu aralar. Hele dün doyuramadık hanımı. Elimizde ne görse saldırıyor, vermeyince çığlık atmaya başlıyor. Yemekten ben patlar duruma geldim, o hala yemeye uğraşıyor. Böyle giderse yakında ' Bir Obez Nasıl Yetiştirilir?' başlıklı bir yazı dizisi yayınlamaya başlayabilirim.
- Bir de bu ay gece uyanıp da uyuyamamalarımız başladı. Umarım tez zamanda geçer.
5 Ocak 2011 Çarşamba
3. Dişimiz De Geliyor.
Bizim kuşun üçüncü dişi çıkıyor. Alttan. Ben üsttekileri takip ederken, çıktı çıkacak, ne zaman gelecek, nerde kaldı bunlar derken, bugün bir baktım alttan üçüncü dişimiz patlamış. Bizim kız sırayı bozdu bakalım... Ama ben hala üst dişleri bekliyorum. Eli kulağında çıktı çıkacak(lar).
Bağımsızlığını da ilan ediyor artık hanımefendi. Önceden ben olmadan odadan çıkmazdı, peşimden gelirdi sadece. Artık pıtı pıtı pıtı odadan çıkıp evi turluyor. Aralık olan kapıları da açabiliyor. Onu odada tutmanın tek yolu kapıyı yamamen kapatmak yani.
Çekmeceler de açılmaya başladı. Geçen hafta ben açıyordum çekmeceleri, o karıştırıyordu. Bu hafta hanımın bana ihtiyacı kalmadı artık. Ağır açamaz dediğim çekmeceler bile açılabiliyor artık. Güvenlik önlemi almanın zamanı gelmiştir!!!
Yeme problemimiz yok, şükür. Ne zamandır tartılmadık, umarım kilomuz da yerindedir. Tombul bir bebek değil, tombik olması benim de tercihim değil zaten. Pofuduk pofuduk çok tatlı oluyorlar ama benim gibi kilo takıntısı olan bir annenin çocuğu da tombik olmasın. Böyle diyorum da ben, ileride de böyle yerse kilo kaçınılmaz olacak. Yılbaşında eline ne verilse yemesiyle herkesi eğlendirdi zaten. Hatta 2011'e elindeki mandalinayı yerken girdi. Bütün sene yiyecek yani kızım. Çok da beklenmedik birşey değil. Aman, yesin yesin de kilo almasın :)
Bağımsızlığını da ilan ediyor artık hanımefendi. Önceden ben olmadan odadan çıkmazdı, peşimden gelirdi sadece. Artık pıtı pıtı pıtı odadan çıkıp evi turluyor. Aralık olan kapıları da açabiliyor. Onu odada tutmanın tek yolu kapıyı yamamen kapatmak yani.
Çekmeceler de açılmaya başladı. Geçen hafta ben açıyordum çekmeceleri, o karıştırıyordu. Bu hafta hanımın bana ihtiyacı kalmadı artık. Ağır açamaz dediğim çekmeceler bile açılabiliyor artık. Güvenlik önlemi almanın zamanı gelmiştir!!!
Yeme problemimiz yok, şükür. Ne zamandır tartılmadık, umarım kilomuz da yerindedir. Tombul bir bebek değil, tombik olması benim de tercihim değil zaten. Pofuduk pofuduk çok tatlı oluyorlar ama benim gibi kilo takıntısı olan bir annenin çocuğu da tombik olmasın. Böyle diyorum da ben, ileride de böyle yerse kilo kaçınılmaz olacak. Yılbaşında eline ne verilse yemesiyle herkesi eğlendirdi zaten. Hatta 2011'e elindeki mandalinayı yerken girdi. Bütün sene yiyecek yani kızım. Çok da beklenmedik birşey değil. Aman, yesin yesin de kilo almasın :)
25 Aralık 2010 Cumartesi
9. Ay
Begüm bugün tam 9 aylık oldu. İyice hareketlendi. Merak arttı. Dün ilk defa çekmeceyi açabildi ve de içindeki herşey yere indi tabiki. Mumlar poşetinden çıktı, gözlükler kılıfından. İlk çekmece kazamızı da yaşadık açılışı yapar yapmaz. Pratik bir şekilde açamadığından çekmeceyi, açmaya çalışorken elini sıkıştırdı.
Birlikte oynamaya daha açık artık. Oyunlarımıza kahkahalarla karşılık almak çok eğlenceli.
Tırmanmaya da başladı. Geçenlerde yakalamaca oynarken pufun üzerine çıktı kaşla göz arasında.
Eline aldığı oyuncakları birbirine vurabiliyor. Arada alkış yapıyor kendi kendine. Bilinçli olarak ya da bizim bildiğimiz sebeple yaptığını zannetmiyorum, çünkü çok alakasız zamanlarda yapıyor. Kendi kendine eğleniyorsa orasını bilemiyorum tabi.
Matruşkalarla oynamaya bayılıyor. uzun süre oyalanabiliyor onlarla. Aslında iç içe geçen, büyüklü küçüklü küplerden almak istiyordum ama, tam aradığm gibi birşey bulamadım. Ben de matruşkaları koydum önüne. İçiçe geçiriyor, birbirinin içinden çıkartıyor, yuvarlıyor, atıyor, birbirine vuruyor, oynuyor da oynuyor...
Çiçekler ilgisini çekiyor. Gidip yapraklarını kopamaya başlıyor -eğer önceden farkedemediysem- Farkettiğimde 'Hayır!' dediğim zaman duruyor. Bazen de hayır dediğimde duruyor, bana bakıyor, gülüyor, sonra yine uzanıyor çiçeğe. Sanırım beni deniyor. 'Hayır!' deyip, kaşlarımı çatıp, parmağımı sallıyorum arada. Bakıyor bakıyor, Sonra gülüp yaptığı şeye devam etmeye başlıyor. Sallamıyor yani beni :)
'Mam-ma', 'mem-me' diyor arada. Uyandığında yatağında ayağa kalkıp, kapıya dönüp, 'Mam-ma' diye beni çağırıyor.
Yürüme alıştırmaları hız kazandı. Birkaç saniye ayakta durabiliyor.Bazen biz ayakta durma alıştırmaları yapıyoruz, bazen de kendisi bırakıyor ellerini gözü kara kızım. Sandalyeye tutunurken, uzanıp sehpaya geçebiliyor. Masa altlarına, sehpa, sandalye altlarına girmeye bayılıyor.
Topla oynamak çok eğlendiriyor onu. Birkaç güne kadar ben oynatıyordum, topa vurmasını ben sağlıyordum. Geçenlerde emekleye emekleye topun peşinden gitmeye başladı. Topu eliyle ittiriyor, sonra peşinden gidiyor.
Şarkı söylerken bana eşlik etmeye başladı.Genelde kucağımdayken eşlik ediyor tabi. Fısıldayarak şarkı söylediğimde de dikkat kesiliyor. 'Nereden geliyor bu ses?' diyordur kendi kendine herhalde. Bunu keşfettiğim de iyi oldu, bez değiştiriken durmadığında, ayaklandığında bu yönteme başvuruyorum. Kendi kendine konuşmaları da arttı. Evin içinde devamlı mırıl mırıl. Ben telefonda konuşurken de durmuyor o da başlıyor. Mırıldanarak konuşurken iyi de bağırmaya başlayınca karşıdakinin sesini duymakta zorlanıyorum.
Odada bırakıp çıkamıyorum, arkamdan ağlıyor hemen. Yanıma çağırdığımda, nerede olduğumu görüyorsa ya da biliyorsa pıtır pıtır peşimden geliyor.
Yemeğini kendisi yemek için direnmeye başladı. Geçenlerde kahvaltısını yediremedim, ne denediysem yemedi. Ben de tabağına doldurup önüne koydum. Parmaklarıyla mıncıklaya mıncıklaya yemeye çalıştı. ben de arada tıkıştırdım ağzına tabi. Alıştırma bardağı kullanmaya başladık. Çok hoşuna gidiyor bardaktan birşeyler içmek.
Gelişmeler böyle işte. Bir dahaki ay, yepyeni gelişmelerle karşınızda olacağız...
Birlikte oynamaya daha açık artık. Oyunlarımıza kahkahalarla karşılık almak çok eğlenceli.
Tırmanmaya da başladı. Geçenlerde yakalamaca oynarken pufun üzerine çıktı kaşla göz arasında.
Eline aldığı oyuncakları birbirine vurabiliyor. Arada alkış yapıyor kendi kendine. Bilinçli olarak ya da bizim bildiğimiz sebeple yaptığını zannetmiyorum, çünkü çok alakasız zamanlarda yapıyor. Kendi kendine eğleniyorsa orasını bilemiyorum tabi.
Matruşkalarla oynamaya bayılıyor. uzun süre oyalanabiliyor onlarla. Aslında iç içe geçen, büyüklü küçüklü küplerden almak istiyordum ama, tam aradığm gibi birşey bulamadım. Ben de matruşkaları koydum önüne. İçiçe geçiriyor, birbirinin içinden çıkartıyor, yuvarlıyor, atıyor, birbirine vuruyor, oynuyor da oynuyor...
Çiçekler ilgisini çekiyor. Gidip yapraklarını kopamaya başlıyor -eğer önceden farkedemediysem- Farkettiğimde 'Hayır!' dediğim zaman duruyor. Bazen de hayır dediğimde duruyor, bana bakıyor, gülüyor, sonra yine uzanıyor çiçeğe. Sanırım beni deniyor. 'Hayır!' deyip, kaşlarımı çatıp, parmağımı sallıyorum arada. Bakıyor bakıyor, Sonra gülüp yaptığı şeye devam etmeye başlıyor. Sallamıyor yani beni :)
'Mam-ma', 'mem-me' diyor arada. Uyandığında yatağında ayağa kalkıp, kapıya dönüp, 'Mam-ma' diye beni çağırıyor.
Yürüme alıştırmaları hız kazandı. Birkaç saniye ayakta durabiliyor.Bazen biz ayakta durma alıştırmaları yapıyoruz, bazen de kendisi bırakıyor ellerini gözü kara kızım. Sandalyeye tutunurken, uzanıp sehpaya geçebiliyor. Masa altlarına, sehpa, sandalye altlarına girmeye bayılıyor.
Topla oynamak çok eğlendiriyor onu. Birkaç güne kadar ben oynatıyordum, topa vurmasını ben sağlıyordum. Geçenlerde emekleye emekleye topun peşinden gitmeye başladı. Topu eliyle ittiriyor, sonra peşinden gidiyor.
Şarkı söylerken bana eşlik etmeye başladı.Genelde kucağımdayken eşlik ediyor tabi. Fısıldayarak şarkı söylediğimde de dikkat kesiliyor. 'Nereden geliyor bu ses?' diyordur kendi kendine herhalde. Bunu keşfettiğim de iyi oldu, bez değiştiriken durmadığında, ayaklandığında bu yönteme başvuruyorum. Kendi kendine konuşmaları da arttı. Evin içinde devamlı mırıl mırıl. Ben telefonda konuşurken de durmuyor o da başlıyor. Mırıldanarak konuşurken iyi de bağırmaya başlayınca karşıdakinin sesini duymakta zorlanıyorum.
Yemeğini kendisi yemek için direnmeye başladı. Geçenlerde kahvaltısını yediremedim, ne denediysem yemedi. Ben de tabağına doldurup önüne koydum. Parmaklarıyla mıncıklaya mıncıklaya yemeye çalıştı. ben de arada tıkıştırdım ağzına tabi. Alıştırma bardağı kullanmaya başladık. Çok hoşuna gidiyor bardaktan birşeyler içmek.
Gelişmeler böyle işte. Bir dahaki ay, yepyeni gelişmelerle karşınızda olacağız...
15 Aralık 2010 Çarşamba
8.5'uncu ay
Yine boşladım blogu. Yazmaya üşeniyorum. İnternette gezinmeye bile üşeniyorum. Aynı sayfaları açıp, beş dakika sonra da kapatıyorum.
Yerde oturmuş blogları karıştırıyorum. Bir ara da 'Kendi bloguma bakayım.' dedim, sonra da 'Bir iki satır yazayım bari dedim.'
Begüm karışıma oturmuş eline geçirdiği dergiyi parçalamakla meşgul. Arada karşısındaki aynaya bakıp, kendi görüntüsüyle iletişime geçiyor. Şu anda kendi görüntüsünü yemekle meşgul mesela. Gittikçe daha da büyüyor, bebeklikten çocukluğa geçiyor. 8,5 aylık oldu. 8. ayın başlarındaki ayağa kalkma çalışmaları sonuçlarını verdi. Yaptığı pratikler işe yaradı. Artık her türlü yükseltiye tutnarak hızlı bir şekilde ayağa kalkabiliyor. Her türlü yükseltiye tutunup ayağa kalkınca da, o yükseştide ne varsa olduğu gibi aşağıya indiriyor. Bu aralar favorileri raftaki cdler ve dvdler. Hanımın diğer favorileri:
Tahta kaşıklar da ilgi alanında.
Konuşma konusunda da biraz ilerlememiz var. En sık kullandığı 'Mama'. Onun dışında anlamını bildiğimiz kelimeler kullanmadı henüz. Çığlıklar baya baya arttı.
Bilgisayara ilgisi çok fazla. Yanında nette takılırken, geliyor, işaret parmağıyla veya bütün eliyle tuşlara basmaya başlıyor.
Dün ilk defa makarna yedi. Tabağa koyup, önüne verdim. Önce eline aldı, inceledi. Sonra ağzında geveledi biraz. Sonra da luup diye içine çekip, mideye indirdi. Çok komikti.
Resimler haftasonundan. Malum heryerde yılbaşı teması var. Gittiğimiz alışveriş merkezinde de kutup ayıları vardı. Çok sevimlilerdi. Gerçek gibi bir yandan enstruman çalıp, bir yandan da sağa sola bakınıyorlardı.
Yerde oturmuş blogları karıştırıyorum. Bir ara da 'Kendi bloguma bakayım.' dedim, sonra da 'Bir iki satır yazayım bari dedim.'
Begüm karışıma oturmuş eline geçirdiği dergiyi parçalamakla meşgul. Arada karşısındaki aynaya bakıp, kendi görüntüsüyle iletişime geçiyor. Şu anda kendi görüntüsünü yemekle meşgul mesela. Gittikçe daha da büyüyor, bebeklikten çocukluğa geçiyor. 8,5 aylık oldu. 8. ayın başlarındaki ayağa kalkma çalışmaları sonuçlarını verdi. Yaptığı pratikler işe yaradı. Artık her türlü yükseltiye tutnarak hızlı bir şekilde ayağa kalkabiliyor. Her türlü yükseltiye tutunup ayağa kalkınca da, o yükseştide ne varsa olduğu gibi aşağıya indiriyor. Bu aralar favorileri raftaki cdler ve dvdler. Hanımın diğer favorileri:
- Her türlü gazete, dergi, kitap yani yırtılabilir herşey
- Kablolar
- Kumandalar
- Terlikler
- Sehpanın üzerindeki bonsaim (ona diğerlerinden daha az yöneliyor neyseki)
Tahta kaşıklar da ilgi alanında.
Konuşma konusunda da biraz ilerlememiz var. En sık kullandığı 'Mama'. Onun dışında anlamını bildiğimiz kelimeler kullanmadı henüz. Çığlıklar baya baya arttı.
Bilgisayara ilgisi çok fazla. Yanında nette takılırken, geliyor, işaret parmağıyla veya bütün eliyle tuşlara basmaya başlıyor.
Dün ilk defa makarna yedi. Tabağa koyup, önüne verdim. Önce eline aldı, inceledi. Sonra ağzında geveledi biraz. Sonra da luup diye içine çekip, mideye indirdi. Çok komikti.
Resimler haftasonundan. Malum heryerde yılbaşı teması var. Gittiğimiz alışveriş merkezinde de kutup ayıları vardı. Çok sevimlilerdi. Gerçek gibi bir yandan enstruman çalıp, bir yandan da sağa sola bakınıyorlardı.
Begüm Hanım'ın kahve keyfi. Gördüğünüz gibi Begüm kahve içerken, babaya biberonu kakalamış durumda... Baba da 'Buna da şükür.' diyerek biberondan suyunu içmek için yelteniyor.
Ve Begüm Hanım kahvesini yudumlarken...
9 Kasım 2010 Salı
İzmir'de Begüm
İzmir'e biricik teyzoşumuzun yanına gitmiştik. Malum anneanne ve dede de oradaydı. Begüm'e ilgi yoğundu. Beklendiği üzere huyumuz suyumuz da değişti tabi. En başta da uyku düzenimiz: uyku saatlerimiz ve uyuma şeklimiz. İzmir'de geceleri 22:00 civarında uyumaya başlamıştı. Gündüz uykularının ise belirli bir saati yoktu, her zamanki saatlerinde uyumuyordu. En kötü olan ise (benim için) yeniden emerek uyumaya başlaması oldu. Yer yatağında uyumak yerine sağa sola sürünmeye başlayınca eski yöntemimize geri döndük.(Kendi düşen ağlamaz derler ama ben ağlıyorum.) Bayramda sonra bir yatır kaldır uygulamamız daha olacak sanıyorum :)
Yine yoğun ilgiden sanıyorum, benden bağımsız, kendi başına geçirdiği zamanlar kısaldı. Biraz kendi halinde takılıyor, sonra kucak istemeye başlıyor.
Yemek yeme konusunda da problem yaşayacağımızı düşünüyordum. Ymek yerken 50 kişi etrafında şaklabanlık yapıyordu çünkü hanımın, ama öyle olmadı. Yine mama sandalyemizde bir süre sorunsuz yiyoruz, sonra ufak çaplı şaklabanlık yapıyoruz.
Evin içinde devamlı konuşan insanlar görünce, kızım da konuşmaya özendi. çıkardığı gürültüler arttı. Aaa, aauular arttı iyice. Bbbb, bubbblar başladı. Hatta arada yanlışlıkla baba bile çıkıyor :)
Emekleme alıştırmaları devam ediyor. Şimdilik ellerinin dizlerinin üzerinde duruyor bir süre, ilerlemeye çalışınca tekrar sürünme pozisyonuna dönüyor. Koltukları kenarına gelip bir eliyle koltuğa tutunup dizlerinin üzerinde doğrulmaya başladı. Geçen gün de yatağın kenarına tutunup ayağa kalktı.
Peluş oyuncaklar hoşuna gidiyor. Mağazada peluş tavşan görmüştüm, Begüm'e gösterdim. Kıkır kıkır gülemeye başladı :) devamında gösterdiğimiz ayılara, ördeklere, köpeklere de aynı tepkiyi verdi.
İzmir diye başladı post, İzmir'le bitsin. Ben hayatımda İzmir kadar bebek sever memleket görmedim valla. Antalya'da, Eskişehir'de de seviyorlar Begüm'ü ama İzmir'de hit oldu çocuk :) Her gittiğimiz mağazada önümüze geçip dakikalarca sevenler, yolda durdurup sevenler, durdurmadan sevenler, öpenler, yanağını, elini, ayağını okşayanlar... (İzin almadan cuk diye çocuğu öpüyorlar sinir oluyorum diyen anneleri şimdi çok daha iyi anlıyorum) Hatta bir mağazaya girdik. O sırada Begüm uyuyordu. Uyur halde bir posta sevdi reyon görevlileri. Uyanınca da toplaştılar etrafımıza (10 kişi rahat vardı), öyle sevdiler. Bizimki de, sağolsun sevgi gösterilerini geri çevirmiyor. Şımarıyor, gülücükler dağıtıyor, aa-uu sesler çıkartıyor, kollarını-bacaklarını sallıyor. Görevliler daha fazla seviyor. Ben kucağımda Begüm'le kalakalıyorum. Annemler beni bekliyor. Olan bize oluyor yani. Bir keresinde de, bir abi eşliğinde mama yedi Begüm. Adam oyaladı, ben yedirdim. :) İşime geldi benim de. :)
Yine yoğun ilgiden sanıyorum, benden bağımsız, kendi başına geçirdiği zamanlar kısaldı. Biraz kendi halinde takılıyor, sonra kucak istemeye başlıyor.
Yemek yeme konusunda da problem yaşayacağımızı düşünüyordum. Ymek yerken 50 kişi etrafında şaklabanlık yapıyordu çünkü hanımın, ama öyle olmadı. Yine mama sandalyemizde bir süre sorunsuz yiyoruz, sonra ufak çaplı şaklabanlık yapıyoruz.
Evin içinde devamlı konuşan insanlar görünce, kızım da konuşmaya özendi. çıkardığı gürültüler arttı. Aaa, aauular arttı iyice. Bbbb, bubbblar başladı. Hatta arada yanlışlıkla baba bile çıkıyor :)
Emekleme alıştırmaları devam ediyor. Şimdilik ellerinin dizlerinin üzerinde duruyor bir süre, ilerlemeye çalışınca tekrar sürünme pozisyonuna dönüyor. Koltukları kenarına gelip bir eliyle koltuğa tutunup dizlerinin üzerinde doğrulmaya başladı. Geçen gün de yatağın kenarına tutunup ayağa kalktı.
Peluş oyuncaklar hoşuna gidiyor. Mağazada peluş tavşan görmüştüm, Begüm'e gösterdim. Kıkır kıkır gülemeye başladı :) devamında gösterdiğimiz ayılara, ördeklere, köpeklere de aynı tepkiyi verdi.
İzmir diye başladı post, İzmir'le bitsin. Ben hayatımda İzmir kadar bebek sever memleket görmedim valla. Antalya'da, Eskişehir'de de seviyorlar Begüm'ü ama İzmir'de hit oldu çocuk :) Her gittiğimiz mağazada önümüze geçip dakikalarca sevenler, yolda durdurup sevenler, durdurmadan sevenler, öpenler, yanağını, elini, ayağını okşayanlar... (İzin almadan cuk diye çocuğu öpüyorlar sinir oluyorum diyen anneleri şimdi çok daha iyi anlıyorum) Hatta bir mağazaya girdik. O sırada Begüm uyuyordu. Uyur halde bir posta sevdi reyon görevlileri. Uyanınca da toplaştılar etrafımıza (10 kişi rahat vardı), öyle sevdiler. Bizimki de, sağolsun sevgi gösterilerini geri çevirmiyor. Şımarıyor, gülücükler dağıtıyor, aa-uu sesler çıkartıyor, kollarını-bacaklarını sallıyor. Görevliler daha fazla seviyor. Ben kucağımda Begüm'le kalakalıyorum. Annemler beni bekliyor. Olan bize oluyor yani. Bir keresinde de, bir abi eşliğinde mama yedi Begüm. Adam oyaladı, ben yedirdim. :) İşime geldi benim de. :)
9 Ağustos 2010 Pazartesi
4. Ay Kontrolü
Cumartesi doktor kontrolümüz vardı. Kilomuz 3800gr,boyumuz 66 cm olmuş. Kilomuz da boyumuz da normalin üzerinde. O yüzden ek gıdaya gerek görmedi doktorumuz ama ek gıda hakkındaki tavsiyelerini de verdi. Eger aç olduğunu düşünürsek çok tatlı elma püresi veya çok tatlı şeftali püresi vereceğiz. Olmadı kaşık maması vereceğiz, olmadı biberonla verdiğimiz mamayı vereceğiz. O duruma düşmeyiz sanırım. Meyve püresinin miktarı için sınır koymadı, ne kadar yerse dedi.
Gelelim 4. ay marifetlerimize:
Gelelim 4. ay marifetlerimize:
- Gece uykularımız 4 saate çıktı. Tabi bu 4 saat dediğim uykular sadece ilk yattığında oluyor. ilk uyanma sonrasında iki saat aralarla uyanıyor. Bana pek normal gelmiyor tabi bu durum. Bir Tracy denemesiyle bu sorunun üstesinden geliriz sanıyorum ama gece boyunca beslememek de doğru mudur ona karar veremedim.
- Sırtüstü yattığında sağa ve sola dönebiliyor. Bir kere de tam tur döndü ama tesadüfen oldu bence.
- Artık oyuncaklarını tutabiliyor ve eline geçirdiği herşeyi ağzına götürüyor.
- Önceden bütün elini ağzına götürüyordu. Artık parmaklarını götürüyor. Genellikle işaret parmağı oluyor bu, bazen işaret ve orta parmağını birlikte götürüyor.
- Bugünden itibaren ayağını tutmaya başladı. Ağzına götürmesi yakındır sanıyorum :)
- Ani bir ses olduğunda veya ismini söylediğimizde sese doğru bakıyor.
- Baby Center'a göre bu ay temel kelimeleri öğrenmeye başlıyormuş. 'mama', 'dada' gibi sesler çıkartabiliyormuş. Begüm de geçenlerde bir gün 'mam' demişti, ertesi gün de 'dam' dedi. şimdilik başka değişik ses yok. :)
- Bir de yoldan geçen arabaları seyretmeye bayılıyor. Kafasının etrafında birşey çevirdiğimde onu takip ediyor, sağ tarafta kayboldukan sonra sol taraftan görüneceğini tahmin edebiliyor.
(Bu arada bu şekilde oturtmamamız gerekiyormuş. 5.5-6 aya kadar oturtmak yokmuş.)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


