bu çocuklar adamı öldürür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bu çocuklar adamı öldürür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Nisan 2013 Perşembe

Televizyonun Etkileri

Başlığa bakarak televizyonun çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerinden bahsedeceğimi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Televizyonun Begüm'e etkisini gösteren iki anımızı anlatacağım. 










25 Mart'ta Begüm'ün doğum gününü kutladık. Aile arasında küçük bir kutlama. Ablaları Begüm'e doğum günü hediyesi olarak kelebek kanatları almışlar. Begüm kanatları görünce önce heyecanlandı, hemen taktırdı kanatları. Ama sonra yüzü düştü. Hayal kırıklığı eşliğinde ağzından şu cümle döküldü: 
 










                                                       'Ama bu uçmuyooo!'


Kuzucum Tinkerbell'in veya Keloğlan'daki perilerin etkisinde kalmış sanırım. O kanatları takınca uçacağını düşünüyormuş :)

İşte bu da hayalkırıklığının resmidir.

Bir de Laura'nın Yıldızı etkisi var. Ona da Ankara'da hayvanat bahçesine gittiğimizde şahit olduk. Hayvanat bahçesindeki hayvanlardan bahsederken, Begüm 'Ben fil görcem. Fil beni hortumuyla tutup, bööyle havaya kaldırcak.' dedi. Hatta bunu defalarca söyledi. Biz de fellik fellik fil aradık. Sonra görevliye sorduk ve acı gerçeği öğrendik: Fil yokmuş! 
Begüm ortalığı yıkar dedik ama dikkatini dağıtmayı başardık, ağzını devamlı açıp kapatan devekuşu sayesinde. Onu görünce Begüm kollarını kanat gibi açarak ve ağzını gördüğümüz devekuşu gibi açıp kapatarak devekuşu taklidi yapmaya başladı. Hatta bu taklidi baya uzun süre devam ettirdi. Biz de bir başka 'Begüm Hayalkırıklığı' yaşamaktan kurtulduk. :)



20 Aralık 2011 Salı

Begüm'den...

Bu aralar evde komik diyaloglar oluyor. Tabi ki ana kahramanımız Begüm!

Sabah. Babası işe gidecek, Begüm de arkasında dolanıyor. 'Popo, kah-kah! ' diye de sesi geliyor. Aslında 'Popomu kaşı' demek istiyor. Baba: 'Kakan mı geldi kızım. Tamam, gel.'diyerek Begüm' banyoya getiriyor.(Lazımlığı orada çünkü.) Banyoda oyalanan ben de kızı soyup soğana çevirmesin diye olaya müdahale ediyorum, Begüm'ün tercümanlığını yapıyorum. Babadan gelen cevap: 'Haa, öyle mi!! Ben de çocuk kendi kendine tuvaletini söylemeyi öğrendi diye sevinmiştim.'
-------------------------------------------------------------------------------------------------------

Arabadayız. Begüm'ün yanında eşimin kuzeni var. Begüm bir şeyler istiyor. Vermemesi gereken bir şey olduğu için ablası vermiyor. Begüm baya bir ısrardan sonra alamayacağını anlıyor ve: 'Aman yaaa!!'' Biz: '!!???'

-------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bir mağazadayız. Ben birşeyler bakıyorum, Begüm'e de ablası eşlik ediyor. Begüm benim peşimde dolanmaya çalışıyor. Ben yan tarafa geçmek için insanlardan izin istedim.Yan tarafa geçtim, oradakilere bakıyorum. Yandan bir ses 'Paydon, paydon.' ve Begüm yanımda.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------

Misafirlikteyiz. Begüm sehpanın üzerindeki ahizeli telefonla oynamaya çalışıyor.
Ben: 'Hayır annecim, Oynama onunla.'
Begüm: 'Nedeen?'
Ben: ??!!!! (Neden kelimesini çok mu kullanıyorum acaba diye düşünmeye başladım.)

7 Aralık 2011 Çarşamba

Bu Çocuklar Adamı Öldürür...

Küçük kızım büyüyor. Hem de gözümün içine soka soka..
Baya oldu sanırım. Begüm'ü parka götüreceğim. Üzerini değiştirmesi için ikna etmeye çalışıyorum.(Dışarı çıkarken ev kıyafetleriyle gitmek gibi bir ısrarı oluyor çoğu zaman. Sanırım acelecilikten :) ) Çekmeceyi açtım, kıyafet seçiyorum. Begüm de geldi yanıma. Taytının birine el attı. 'Buu, inne'. Ne demeye çalıştığını anlamadım başta. Tekrar ettirdim, tekrar ettirdim. Sonra jeton düştü: 'Bu ince!'  Daha önceden dışarı çıkarken tayt giymek istemişti. Ben de 'Hayır, o ince. Üşürsün.' demiştim. Şimdi o bana söylüyor. :)




********************

Geçen hafta çarşıya çıktık. Bir şeyler alacağım, fiyatını sordum. 'Bu ne kadar?' Arkamdan Begüm aynı şeyi göstererek 'Buu ne kaddayy?' Tezgahtarlar kotu tabi. İki gün önce zaman geçirmek için bir ayakkabı mağazasına girdim. Daha ben ağzımı açmadan, ayakkabıya bile bakmadan, gitti bir ayakkabıyı aline aldı, bağıra bağıra 'Buu ne kaddayy?'. Cevap gelmeyince bir kaç kez daha tekrarladı. Tezgahtarlardan ilgi göremeyince ben müdahale ettim. (Tezgahtarlara da söyledim içimden bir şeyler de neyse.. ) 





********************

Ben de bu aralar artan fotoğraf merakımı gidermeye çalışıyorum. O sebeple blogu falan gözüm görmüyor. :) Ama hala aklımdasın sevgili blog, sensiz olmaz. Ama yanına arkadaş gelebilir bir tane yakın zamanda. :)