Dün kocamla kavga ettik. Üzerimde bir pişmanlık var. Aksi gibi öğlene doğru instagrama bir girdim, milletin yüzünde gülücükler, mutlu aile tabloları, yok birinin evlenme yıldönümü, birinin bilmem bişeyi. Herkes mi mutlu arkadaş ya. Daha da sinir oldum, kapattım hemen. Gün boyu üzrimde bir şüphe falan. Akşam oldu, bekle ki adam gelsin. Nerdeee...Gelmiceği belli zaten, bugün cuma da, yine de insan bi bekliyor. Sabahki şüphe hala içimi kemiriyor tabi. Neyseki arkadaş bulucu var. Açtım hemen nerde diye: Konum yokk!! Haydaaa. Yine şüphe şüphe... Ara ara bakıyorum tabi. Neyseki gösterdi sonunda yerin:. Sabit mekan. Biraz rahatlama. Ama gecenin ilerleyen saatleri var. Bugün cuma . Geç gelecek belli. Çocukların uykusu geldi. Herkes yatağa. Tuna uyumayacak tabi, diretecek 'babam da babam'. Neyse ki uyudu. Ama ben de uyudum. Arada yine kontrol tabi. Saat 01:00. Uyanmışım. Hemen telefona. Aynı yerde.Kendi yatağıma geçtim. Biraz oraya bakayım, biraz da buraya bakayım derken kapı açıldı. Hemen telefonu bırak, uyuyo numarası yap. Numara yaparken, o yatağa gelmeden uyumuşum zaten :) Yine de insanın içinde oluyo tabi. En azında eve geldi. Gece eve gelmeyenler var. Off yaparsa kendi bilir. Nerden bilicem ben. Soradan pişmanlığını kendi çekicek. Pişman olur heralde. Başlarda olur. Kaçamak yaparken olur. Alışkanlık olana kadar olur. Sonradan eve gelmez zaten.hepten ipler kopmuş olur. Amaaan. neler düşünüyorum yaa. Şüphe adamı bu hale getiriyor işte.
Begüm baleye başladı. Gayet başarılı. boy- pos da yerinde olunca güzel duruyor hareketleri yaparken. Herkes kıyafetlerini soruyor. Başlıcak diye bir heves gidip almıştım kıyafetleri iyiki de almışım. Neriman hanım var Rüyanın annesi. Kadın daha önceden gitti mi diye osra sora bi hal oldu :) 'Bence sizden habersiz gitmiş o.' diyor:) Bugün yine kurs var. perşembe günü de bale var. Begüm o günü şöyle tarif ediyor: 'Beden eğitiminin olduğu dün' :)
Kavgamıza şahit olup korkan Tuna'ya babası ertesi gün ahşap tren almış. Çok sevdi, baa oynadı. 'Verom' koydu adını. Nerden aklına gelmişse. Begüm'ün de peluş eşeği vardı. 'ceylanım' derdi ona. :)
Begum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Begum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Ekim 2016 Cumartesi
10 Ekim 2016 Pazartesi
Bunelım Bunalım Ben...
Düşün düşün, kendi kendimi bunalıma soktum yeminle. Derin derin nefesler alırken buldum kendimi. Niye böyle dedi?', 'Bi daha derse ben de böyle dicem!', 'Şöyle mi desem?' ... İnsanın kendiyle başbaşa kalması kadar kötü bişey yok heralde. Önceden severdim yalnız kalmayı ama kafam bozuk değilkenmiş sanırım o. Çocuklar babalarıyla gitti. Ben de evin işini halledeyim diyodum ama mola verip içimi döksem iyi olacak. İnsan insanın mutluluğunu niye çekemez yahu. sen de sevin, katıl ona, onun pozitif enerjisi sana geçsin, mutluluk büyüsün gitsin. Kötü bişey mi sanki. Bencil, çekemeyen insanlar... Sinir oluyorum, sonra bi de niye sinir oldum diye sinir oluyorum....
Dün güzel haberler aldım. kardeşim hamile. Teyze oluyorum :)) Çocuklarımın kuzeni oluyorr... Buna daha çok seviniyorum :))) Bir saat konuştuk telefonda sabah. konuşurken anlamadım tabi.Telefonu kapatırken gözüme çarptı :)
Tuna'yla yatıyoruz geçenlerde. Kafasını göğsüme koyup dinledi. 'Anne, içinde toplar var.' dedi. sanırım kalp sesimi zıplayan toplara benzetti. :)) bir de bu aralar 'Canım' a taktı.İiyi de öyle olur mu canı?' deriz ya, o anlamlarda kullanıyor. Ama söyleyiş şekli bir tatlı. Videoya çekmeliyim.
Begüm de 1. sınıfa başladı. Ben müdahale etmezsem zorlanmıyoruz. Edersem kavga kıyamet. Anında bırakmalar, 'yapmıcam o zaman, tamam!!!'lar. 1. sınıfların tipik sorunu olan kalemi yanlış tutma Begüm'de de var ama düzeltmiyorum. Öğretmen yardımı lazım sanırım.
Dün güzel haberler aldım. kardeşim hamile. Teyze oluyorum :)) Çocuklarımın kuzeni oluyorr... Buna daha çok seviniyorum :))) Bir saat konuştuk telefonda sabah. konuşurken anlamadım tabi.Telefonu kapatırken gözüme çarptı :)
Tuna'yla yatıyoruz geçenlerde. Kafasını göğsüme koyup dinledi. 'Anne, içinde toplar var.' dedi. sanırım kalp sesimi zıplayan toplara benzetti. :)) bir de bu aralar 'Canım' a taktı.İiyi de öyle olur mu canı?' deriz ya, o anlamlarda kullanıyor. Ama söyleyiş şekli bir tatlı. Videoya çekmeliyim.
Begüm de 1. sınıfa başladı. Ben müdahale etmezsem zorlanmıyoruz. Edersem kavga kıyamet. Anında bırakmalar, 'yapmıcam o zaman, tamam!!!'lar. 1. sınıfların tipik sorunu olan kalemi yanlış tutma Begüm'de de var ama düzeltmiyorum. Öğretmen yardımı lazım sanırım.
31 Mayıs 2013 Cuma
İki Çocuklu Hayat
Tuna'nin verdigi tepkiler hergün artıyor. Bu aralar sık sık gülüyor, mirildaniyor. Bugun yanağından öptüm, güldü. Çok hoşuma gitti, durup durup öpüyorum. :)
18 Nisan 2013 Perşembe
Yuvar yuvar
Oyun hamuru oynarken Begum'den bir istek gelir anneye:
Begum: Yuvarla hadi! Booyle yuvar yuvar yap!
Begum: Yuvarla hadi! Booyle yuvar yuvar yap!
13 Aralık 2012 Perşembe
Benden Geçti Mi Acaba??
'Bu blog olayını, yani yazmama olayını iyice abarttım sanırım. Kasım ayı boyunca bir post bile yazmamışım. Tama öyle her gün yazan bir kişi değilim ama gittikçe de kötüye gidiyor bu durum. Aslında aklımda o kadar fazla şey vardı ki, aktivitelerimiz, gezmelerimiz falan. Hepsini unuttum gitti. fotoğrafladığım birkaç şey var sadece. Şu anda farkediyorum ki yazmaya bile üşenir olmuşum. Bir yandan onu yazayım bunu yazayım diyorum, bir yandan da neyse onu başka bir posta yazarım diyorum ki muhtemelen yazmayacağım :)
Son zamanlardaki hal ve durumumuzdan bahsedeyim kısaca.
Begüm yaz sonundan beri gündüzleri uyumuyor. En azından evde uyumuyor, babaannede uyuyor. Ama orada uyuyunca da düzeni değişiyor, sersem oluyor. Çünkü gündüz uyuyunca gece geç uyuyor, ertesi gün uykusunu alamamış oluyor ve de mızmız oluyor. Bunu en çok bugün hissettim, Bir de geçen hafta Ankara'da. O mızmız günleri de iyi kötü, mümkün mertebe şefkatli, çok uzattığında da bağırış çığırışlı atlatmaya çalışıyoruz.
Bu sabahki mızmızlığını baskılamak, kafasını dağıtmak için evin yakınındaki koleje götürdüm. Parkta oynadık biraz, parktaki öğrencilerle takıldı biraz. Sonra okulun içindeki anaokuluna girdik. Tanıdık olunca pek sorun olmadı. Çocuklar yemek yiyormuş, aç olmamasına rağmen Begüm de yedi. Sonra çoocuklarla oyun odasına geçti. Toplu halde oynadıkları oyuna katıldı ara ara, yanlarına oturdu bazen, bazen kalktı oyuncaklarla oynadı. Sonra öğretmen hanım Begüm'ü de dahil etti oyuna. Çok tatlıydı kuzucum. Söylenenleri yaptı. Halka olmuş çocukların ortasına geçti. Önce çiçek oldu. 'Hangi renk olmak istersin?' sorusuna 'Kırmızı' cevabını verdi. (hiç şaşırmadım.) Sonra başka oyuna geçtiler. Ortada kelebek oldu, zıp zıp zıpladı. Kendisinden en az iki yaş büyük olan çocuklara uyum sağladı. sıra serbest oynamaya geçtiğinde dikkati biraz daha dağınıktı, bir o gruba bir bu gruba katıldı. Ama yine de fena değildi. Eğlenceli bir gün oldu.' diye bir post hazırlıyordum tam bir hafta önce. ekleyeceklerim olduğundan ve de yazacak vaktim olmadığından yayınlamamıştım. Kısmet bugüneymiş. :)
Bir sonraki postta Ankara gezimizi paylaşmayı düşünüyorum. Umarım bir ay sonra olmaz :)
hadi bir de resim ekleyeyim:
Okula giderken bizim süslü kolona böyleydi :)
Son zamanlardaki hal ve durumumuzdan bahsedeyim kısaca.
Begüm yaz sonundan beri gündüzleri uyumuyor. En azından evde uyumuyor, babaannede uyuyor. Ama orada uyuyunca da düzeni değişiyor, sersem oluyor. Çünkü gündüz uyuyunca gece geç uyuyor, ertesi gün uykusunu alamamış oluyor ve de mızmız oluyor. Bunu en çok bugün hissettim, Bir de geçen hafta Ankara'da. O mızmız günleri de iyi kötü, mümkün mertebe şefkatli, çok uzattığında da bağırış çığırışlı atlatmaya çalışıyoruz.
Bu sabahki mızmızlığını baskılamak, kafasını dağıtmak için evin yakınındaki koleje götürdüm. Parkta oynadık biraz, parktaki öğrencilerle takıldı biraz. Sonra okulun içindeki anaokuluna girdik. Tanıdık olunca pek sorun olmadı. Çocuklar yemek yiyormuş, aç olmamasına rağmen Begüm de yedi. Sonra çoocuklarla oyun odasına geçti. Toplu halde oynadıkları oyuna katıldı ara ara, yanlarına oturdu bazen, bazen kalktı oyuncaklarla oynadı. Sonra öğretmen hanım Begüm'ü de dahil etti oyuna. Çok tatlıydı kuzucum. Söylenenleri yaptı. Halka olmuş çocukların ortasına geçti. Önce çiçek oldu. 'Hangi renk olmak istersin?' sorusuna 'Kırmızı' cevabını verdi. (hiç şaşırmadım.) Sonra başka oyuna geçtiler. Ortada kelebek oldu, zıp zıp zıpladı. Kendisinden en az iki yaş büyük olan çocuklara uyum sağladı. sıra serbest oynamaya geçtiğinde dikkati biraz daha dağınıktı, bir o gruba bir bu gruba katıldı. Ama yine de fena değildi. Eğlenceli bir gün oldu.' diye bir post hazırlıyordum tam bir hafta önce. ekleyeceklerim olduğundan ve de yazacak vaktim olmadığından yayınlamamıştım. Kısmet bugüneymiş. :)
Bir sonraki postta Ankara gezimizi paylaşmayı düşünüyorum. Umarım bir ay sonra olmaz :)
hadi bir de resim ekleyeyim:
Okula giderken bizim süslü kolona böyleydi :)
26 Haziran 2012 Salı
Nerelerdeyiz??
Dört bes gündür yazliktayiz. Buralar serin olur diye geldik ama yanıldık. Kavurucu sıcaklar burayı da etkisi altına almış. Bugün biraz daha iyi hava. Sıcakta Begum'u oyalamak daha mı zor, daha kolay bilemedim. Denize girme imkanımız daha fazla aslında ama girebileceğimiz saat maalesef kısıtlı. Genellikle aksam üstünü tercih ediyoruz. Girince çıkmak istemiyor zaten. Yüzme öğrenmeye de adım adım yaklaşıyor Begüm. Gecen sene aldığımız simiti takmasına kolluk almıştık, bayıla bayıla takmişti. Bu sene kolluksuz takılmak istiyor hanim. Zorla koltuğu taktığımızda da devamlı ayakları çırpmak suretiyle ilerleyebiliyor. Aramızda da söyle diyaloglar geçiyor:
- Annecim kolluklarini tak.
- Kolluga gerek yok!
- !!???
Veya:
- Anne sen biraz git, ben sana geleyim!
- Tamam annecim..
(Anne bir iki adım uzaklaşır cabuk gelsin hevesi kırılmasın diye, ama :)
- Anne sen biraz daha git ben sana geleyim!
- İyi tamam, gittim, hadi gel.
Deniz dısında geçirdiğimiz saatlerde de Begum'u oyalayabilmek için evi buraya taşıdım desem yalan olmayacak. Aslında kendi çapımda haftalık plan yapmıştım. Bir gün su aktivitesi, bir gün resim falan gibi. Ama Begum'ü oyalabilmek için bütün haftaya dağıttığım aktiviteleri aynı gün yapmak zorunda kalabiliyoruz. Yani bugün öyle oldu en azından.
Planları uygulama konusunda pek başarılı oldugumu soyleyemeyecegim, ama bakalım belki bu tutar. :)
- Annecim kolluklarini tak.
- Kolluga gerek yok!
- !!???
Veya:
- Anne sen biraz git, ben sana geleyim!
- Tamam annecim..
(Anne bir iki adım uzaklaşır cabuk gelsin hevesi kırılmasın diye, ama :)
- Anne sen biraz daha git ben sana geleyim!
- İyi tamam, gittim, hadi gel.
Deniz dısında geçirdiğimiz saatlerde de Begum'u oyalayabilmek için evi buraya taşıdım desem yalan olmayacak. Aslında kendi çapımda haftalık plan yapmıştım. Bir gün su aktivitesi, bir gün resim falan gibi. Ama Begum'ü oyalabilmek için bütün haftaya dağıttığım aktiviteleri aynı gün yapmak zorunda kalabiliyoruz. Yani bugün öyle oldu en azından.
Planları uygulama konusunda pek başarılı oldugumu soyleyemeyecegim, ama bakalım belki bu tutar. :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




