Dün kocamla kavga ettik. Üzerimde bir pişmanlık var. Aksi gibi öğlene doğru instagrama bir girdim, milletin yüzünde gülücükler, mutlu aile tabloları, yok birinin evlenme yıldönümü, birinin bilmem bişeyi. Herkes mi mutlu arkadaş ya. Daha da sinir oldum, kapattım hemen. Gün boyu üzrimde bir şüphe falan. Akşam oldu, bekle ki adam gelsin. Nerdeee...Gelmiceği belli zaten, bugün cuma da, yine de insan bi bekliyor. Sabahki şüphe hala içimi kemiriyor tabi. Neyseki arkadaş bulucu var. Açtım hemen nerde diye: Konum yokk!! Haydaaa. Yine şüphe şüphe... Ara ara bakıyorum tabi. Neyseki gösterdi sonunda yerin:. Sabit mekan. Biraz rahatlama. Ama gecenin ilerleyen saatleri var. Bugün cuma . Geç gelecek belli. Çocukların uykusu geldi. Herkes yatağa. Tuna uyumayacak tabi, diretecek 'babam da babam'. Neyse ki uyudu. Ama ben de uyudum. Arada yine kontrol tabi. Saat 01:00. Uyanmışım. Hemen telefona. Aynı yerde.Kendi yatağıma geçtim. Biraz oraya bakayım, biraz da buraya bakayım derken kapı açıldı. Hemen telefonu bırak, uyuyo numarası yap. Numara yaparken, o yatağa gelmeden uyumuşum zaten :) Yine de insanın içinde oluyo tabi. En azında eve geldi. Gece eve gelmeyenler var. Off yaparsa kendi bilir. Nerden bilicem ben. Soradan pişmanlığını kendi çekicek. Pişman olur heralde. Başlarda olur. Kaçamak yaparken olur. Alışkanlık olana kadar olur. Sonradan eve gelmez zaten.hepten ipler kopmuş olur. Amaaan. neler düşünüyorum yaa. Şüphe adamı bu hale getiriyor işte.
Begüm baleye başladı. Gayet başarılı. boy- pos da yerinde olunca güzel duruyor hareketleri yaparken. Herkes kıyafetlerini soruyor. Başlıcak diye bir heves gidip almıştım kıyafetleri iyiki de almışım. Neriman hanım var Rüyanın annesi. Kadın daha önceden gitti mi diye osra sora bi hal oldu :) 'Bence sizden habersiz gitmiş o.' diyor:) Bugün yine kurs var. perşembe günü de bale var. Begüm o günü şöyle tarif ediyor: 'Beden eğitiminin olduğu dün' :)
Kavgamıza şahit olup korkan Tuna'ya babası ertesi gün ahşap tren almış. Çok sevdi, baa oynadı. 'Verom' koydu adını. Nerden aklına gelmişse. Begüm'ün de peluş eşeği vardı. 'ceylanım' derdi ona. :)
bu arada neler yaptık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bu arada neler yaptık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Ekim 2016 Cumartesi
10 Ekim 2016 Pazartesi
Bunelım Bunalım Ben...
Düşün düşün, kendi kendimi bunalıma soktum yeminle. Derin derin nefesler alırken buldum kendimi. Niye böyle dedi?', 'Bi daha derse ben de böyle dicem!', 'Şöyle mi desem?' ... İnsanın kendiyle başbaşa kalması kadar kötü bişey yok heralde. Önceden severdim yalnız kalmayı ama kafam bozuk değilkenmiş sanırım o. Çocuklar babalarıyla gitti. Ben de evin işini halledeyim diyodum ama mola verip içimi döksem iyi olacak. İnsan insanın mutluluğunu niye çekemez yahu. sen de sevin, katıl ona, onun pozitif enerjisi sana geçsin, mutluluk büyüsün gitsin. Kötü bişey mi sanki. Bencil, çekemeyen insanlar... Sinir oluyorum, sonra bi de niye sinir oldum diye sinir oluyorum....
Dün güzel haberler aldım. kardeşim hamile. Teyze oluyorum :)) Çocuklarımın kuzeni oluyorr... Buna daha çok seviniyorum :))) Bir saat konuştuk telefonda sabah. konuşurken anlamadım tabi.Telefonu kapatırken gözüme çarptı :)
Tuna'yla yatıyoruz geçenlerde. Kafasını göğsüme koyup dinledi. 'Anne, içinde toplar var.' dedi. sanırım kalp sesimi zıplayan toplara benzetti. :)) bir de bu aralar 'Canım' a taktı.İiyi de öyle olur mu canı?' deriz ya, o anlamlarda kullanıyor. Ama söyleyiş şekli bir tatlı. Videoya çekmeliyim.
Begüm de 1. sınıfa başladı. Ben müdahale etmezsem zorlanmıyoruz. Edersem kavga kıyamet. Anında bırakmalar, 'yapmıcam o zaman, tamam!!!'lar. 1. sınıfların tipik sorunu olan kalemi yanlış tutma Begüm'de de var ama düzeltmiyorum. Öğretmen yardımı lazım sanırım.
Dün güzel haberler aldım. kardeşim hamile. Teyze oluyorum :)) Çocuklarımın kuzeni oluyorr... Buna daha çok seviniyorum :))) Bir saat konuştuk telefonda sabah. konuşurken anlamadım tabi.Telefonu kapatırken gözüme çarptı :)
Tuna'yla yatıyoruz geçenlerde. Kafasını göğsüme koyup dinledi. 'Anne, içinde toplar var.' dedi. sanırım kalp sesimi zıplayan toplara benzetti. :)) bir de bu aralar 'Canım' a taktı.İiyi de öyle olur mu canı?' deriz ya, o anlamlarda kullanıyor. Ama söyleyiş şekli bir tatlı. Videoya çekmeliyim.
Begüm de 1. sınıfa başladı. Ben müdahale etmezsem zorlanmıyoruz. Edersem kavga kıyamet. Anında bırakmalar, 'yapmıcam o zaman, tamam!!!'lar. 1. sınıfların tipik sorunu olan kalemi yanlış tutma Begüm'de de var ama düzeltmiyorum. Öğretmen yardımı lazım sanırım.
23 Haziran 2016 Perşembe
Faaliyetler Başlasın O Zaman
Dün akşam börülce ayıklarken tırtıl çıktı içinden. Begüm'e gösterdim. Bayıldı. Kavanoza koyduk. Marul da koyduk. Bakalım yiyecek mi dedik. Begüm çok heyecanlandı. Sabah ilk iş ona baktı. "Aaa yemiiişşş. " oldu tepkisi. Sonra maydonoz koyduk. Akşama kadar ara ara baktı. Yememiş bu sefer. Bi kez daha maydonoz koyduk kavanoza. Begüm kelek olana kadar izlemeyi düşünüyor. Ben de öldürmeyiz hayvancağızı inşallah diye düşünüyorum. 😄
Bir de bugün önceki senelerden, Deniz kenarından topladığımız midye kabuklarını değerlendirdik. İki tane çerçeve yaptık. Kartondan iki tane çerçeve ayarladım. Kabukları da koydum önlerine. Yapıştırıcıyı sürdük, sonra kabukları yerleştirdik. Begüm gayet hızlı şekilde tamamladı. Tuna ise her zamanki gibi "sen yap" dedi ve bıraktı. Arabalarıyla oynamaya başladı. Ams masadan da kalkmadı. İlerleyen zamanlarda faaliyetlerimize şahsen katılacağını düşünüyorum.
Yalnız bu senegeçen seneden bariz farklı. Arkadaş da olmayınca baya baya birlikte oynamaya başladılar. Kavgalar da oluyor tabi ama birlikte oynama olayı benim için çok önemliydi. Çünkü yıl içinde de Begüm Tuna'yla doğru dürüst oynamadı, hiçbir şeyini paylaşmadı. Çok özel eşyalarını hala paylaşmıyor, ama oyun hamurunu paylaşıyor. Yediği şeyleri paylaşıyor. Bir parça da olsa, paylaşıyor.
Yalnız Begüm çok düzenli. "Hadi ortalığı toplayalım" dediğimde Begüm'ün hiç eşyası olmuyor toplanacak.😊 Gardrop desen aynı, herşeyin yeri belli. Küçüklüğünden belliydi zaten canım. Ablalarını dolaplarını dağınık bulup az mı düzelttirdi. Eve gelen misafire kendi dolabını düzelttirmişliği de var. 😂
Yazlığa geçtiğimizden beri, Begüm otele yemeğe gidelim diyordu. Bugün akşamüstü havuza gittik, sonra da yemeğe kaldık. Daha gitmeden pazarlık yapmaya başladı Begüm "sende yüzeceksin bizimle" diye. Açık kapı bırakarak kabul ettim. Havuzun suyu sıcaktı. Girdik ve çıkmadık. Çok eğlendik. Yüzdük, daldık. Sonra Tuna balıklarını getirdi. Onları fırlatıp yakalamaca oynadık. Yemekten sonra da havuz kenarında parti vardı, onu izledik ve döndük.
Bence çok eğlenceli bir gündü bugün.
Bir de bugün önceki senelerden, Deniz kenarından topladığımız midye kabuklarını değerlendirdik. İki tane çerçeve yaptık. Kartondan iki tane çerçeve ayarladım. Kabukları da koydum önlerine. Yapıştırıcıyı sürdük, sonra kabukları yerleştirdik. Begüm gayet hızlı şekilde tamamladı. Tuna ise her zamanki gibi "sen yap" dedi ve bıraktı. Arabalarıyla oynamaya başladı. Ams masadan da kalkmadı. İlerleyen zamanlarda faaliyetlerimize şahsen katılacağını düşünüyorum.
Yalnız bu senegeçen seneden bariz farklı. Arkadaş da olmayınca baya baya birlikte oynamaya başladılar. Kavgalar da oluyor tabi ama birlikte oynama olayı benim için çok önemliydi. Çünkü yıl içinde de Begüm Tuna'yla doğru dürüst oynamadı, hiçbir şeyini paylaşmadı. Çok özel eşyalarını hala paylaşmıyor, ama oyun hamurunu paylaşıyor. Yediği şeyleri paylaşıyor. Bir parça da olsa, paylaşıyor.
Yalnız Begüm çok düzenli. "Hadi ortalığı toplayalım" dediğimde Begüm'ün hiç eşyası olmuyor toplanacak.😊 Gardrop desen aynı, herşeyin yeri belli. Küçüklüğünden belliydi zaten canım. Ablalarını dolaplarını dağınık bulup az mı düzelttirdi. Eve gelen misafire kendi dolabını düzelttirmişliği de var. 😂
Yazlığa geçtiğimizden beri, Begüm otele yemeğe gidelim diyordu. Bugün akşamüstü havuza gittik, sonra da yemeğe kaldık. Daha gitmeden pazarlık yapmaya başladı Begüm "sende yüzeceksin bizimle" diye. Açık kapı bırakarak kabul ettim. Havuzun suyu sıcaktı. Girdik ve çıkmadık. Çok eğlendik. Yüzdük, daldık. Sonra Tuna balıklarını getirdi. Onları fırlatıp yakalamaca oynadık. Yemekten sonra da havuz kenarında parti vardı, onu izledik ve döndük.
Bence çok eğlenceli bir gündü bugün.
Etiketler:
3+,
6+,
Aktivitelerimiz,
Begüm,
bu arada neler yaptık,
Tuna,
yaz,
Yazlık
7 Haziran 2016 Salı
Blogger'a Dönüş
Evet uzun aradan sonra tekrar yazmak istiyorum. Begüm bu aralar 'Küçükken ne yapardım'lara merak saldı. Anlattım, anlattım. Sonra blog geldi aklıma. Sonra Tuna hakkında çok az şey hatırladığımı hatırladım :p Tekrar yazayım dedim.
İkisi de kocaman sıpa oldular. Çok tatlılar.
Dün halalarına gittiler. Begüm 'Kuaför olcam.' deyip duruyor. İlk çalışmasını dün gerçeklerştirdi, acemiliğini attı. Halasında Tuna'nın saçını kesmiş. Önlerini. Sonra parka gitmişler. 'Sen benim buramı kestin.' diyip duruyormuş Tuna. 'çok tatlıydı.' diyor Öznur. Ama akşam hatırlamadı Tuna. 'Saçını kim kesti?' diyorum. 'Kimse kesmedi?' diyor. Olaydan haberi yok yani :) Nerde Begüm'deki hafıza. Anasına çekmiş garibim. Benim hafıza da balık hafıza resmen. Halbuki evde bişey kaybetsek Begüm'e sorardık biz. Gördüğü bişeyse bulur getirirdi.
Ben işe başladım tekrardan -Tuna'yla doya doya oynayamadan.- Yarım gün gidiyorum. Tuna da benimle geliyor genelde. Yeni işyerine taşındığımızdan beri babaanneye gitmek istemiyor. Burda alan geniş, kızlar etrafında pervane, istediğini yapıyor. Gelen hastaların çocuklarıyla oynuyor. Sosyalleşti baya. Belek Balık Evi'ne gittiğimizde müşterilerin çocuklarıyla da kaynaşıyor. Geçenlerde Begüm 'Burda Tuna'nın hep arkadaşı mı oluyor?' diyor. Tuna her gördüğü çocuğa 'bak, o benim arkadaşım.' dediğinden Begüm de şaşırdı o kadar çok arkadaşı mı var diye.
Begüm de okuldan işyerine geliyor. Başlarda bilgisayarın başına oturuyor. Sonra sıkılıyor, gezinmeye başlıyor ortalıkta 'Ben size yardım edeyim.' diye. Begüm bu aralar biraz çekingen. Yeni ortamlara girerken gergin oluyor, omuzlar çöküyor, bana yapışıyor. Okula giderken bile öyle. Ben de yeni kurslara gitsin istiyorum ama bu durumdan dolayı sanırım hiç yanaşmıyor. İki sene önce kendinden büyük çocuklarla gittiği anasınıfında öğretmen de biraz bağırınca içine kapandı sanırım. o sene okula hiç yaklaşmıyordu. Drama kursuna falan mı göndersem acaba diyorum. Açılır mı ki biraz? Gider mi ki? Zorlamalı mıyım ki???
İkisi de kocaman sıpa oldular. Çok tatlılar.
Dün halalarına gittiler. Begüm 'Kuaför olcam.' deyip duruyor. İlk çalışmasını dün gerçeklerştirdi, acemiliğini attı. Halasında Tuna'nın saçını kesmiş. Önlerini. Sonra parka gitmişler. 'Sen benim buramı kestin.' diyip duruyormuş Tuna. 'çok tatlıydı.' diyor Öznur. Ama akşam hatırlamadı Tuna. 'Saçını kim kesti?' diyorum. 'Kimse kesmedi?' diyor. Olaydan haberi yok yani :) Nerde Begüm'deki hafıza. Anasına çekmiş garibim. Benim hafıza da balık hafıza resmen. Halbuki evde bişey kaybetsek Begüm'e sorardık biz. Gördüğü bişeyse bulur getirirdi.
Ben işe başladım tekrardan -Tuna'yla doya doya oynayamadan.- Yarım gün gidiyorum. Tuna da benimle geliyor genelde. Yeni işyerine taşındığımızdan beri babaanneye gitmek istemiyor. Burda alan geniş, kızlar etrafında pervane, istediğini yapıyor. Gelen hastaların çocuklarıyla oynuyor. Sosyalleşti baya. Belek Balık Evi'ne gittiğimizde müşterilerin çocuklarıyla da kaynaşıyor. Geçenlerde Begüm 'Burda Tuna'nın hep arkadaşı mı oluyor?' diyor. Tuna her gördüğü çocuğa 'bak, o benim arkadaşım.' dediğinden Begüm de şaşırdı o kadar çok arkadaşı mı var diye.
Begüm de okuldan işyerine geliyor. Başlarda bilgisayarın başına oturuyor. Sonra sıkılıyor, gezinmeye başlıyor ortalıkta 'Ben size yardım edeyim.' diye. Begüm bu aralar biraz çekingen. Yeni ortamlara girerken gergin oluyor, omuzlar çöküyor, bana yapışıyor. Okula giderken bile öyle. Ben de yeni kurslara gitsin istiyorum ama bu durumdan dolayı sanırım hiç yanaşmıyor. İki sene önce kendinden büyük çocuklarla gittiği anasınıfında öğretmen de biraz bağırınca içine kapandı sanırım. o sene okula hiç yaklaşmıyordu. Drama kursuna falan mı göndersem acaba diyorum. Açılır mı ki biraz? Gider mi ki? Zorlamalı mıyım ki???
Son zamanların favorisi, ama benim bir türlü alışamadığım ve de kullanamadığım snapchatten bir fotoğrafla sonlandırıyorum yazımı :)
15 Ocak 2014 Çarşamba
Yeni Adreste İlk Post
Bu adreste blogumu çok önce oluşturmuştum ama yazmayı devamlı ertelemiştim. Çocuklar uyanıkken, hele de ikisi de evdeyse bilgisayara ulaşmak hayallerin bile ötesinde oluyor benim için. Uyurlarken de başka sitelerde geziniyordum. Yazmak zor geliyor açıkçası. İlk oluşturduğumdaysa diğer blogdan yayınlarımı aktarmaya uğraştığımdan sıkılıp yazmamıştım. Zaten aktaramamıştım da. En azından ben öyle sanıyordum. Bugün bir iki kelime yazayım diye bir açtım blogu, Bütün eski postlar sıralandı. Eski bilgisayardan Begüm'ün bütün fotolarının silinmesi gibi bir olayı yaşadığımı düşünürsek bu benim için baya sevindirici oldu.
Bu aralar neler oluyor hayatımızda onu anlatayım biraz.
Tuna baya büyüdü. 9 aylık bir sıpa oldu. Sıralıyor. Ordan oraya gezip duruyor evin içinde. En çok mutfak masasının altını seviyor. Sandalyelere tutuna tutuna damacanaya ulaşıyor ve raftakileri karıştırmaya başlıyor. Arada da ellerini bırakıp ayakta durmaya çalışıyor. Bugün baya uzun durdu mesela, düşüverecek diye koktum yakınında durdum. :)
Çekmeceleri de karıştırmayı seviyor ama henüz açmayı pek başaramıyor. Açma çalışmaları elini sıkıştırmayla sonuçlanıyor. Gardrobu açık yakalarsa eline geçeni aşağıya indiriyor.
Tuna'yı güldürmek hala çok kolay. Gülümsemem yetiyor. 'Kaç kaç' yapıyoruz, kıkır kıkır kaçıyor. Bazen ne yapacağını bilemiyor heyecandan. :) 'Ce-eee' oynamaya bayılıyor. Ben yanından ayrıldıysam, arkamdan ağlıyorsa 'ce-eee' yapıyorum, saklanıp görünüyorum gülmeye başlıyor.
Onu bir odada bırakıp gidersem, keyfi yerindeyse, emekleyerek peşimden gelip beni bulmaya çalışıyor. Bazen bulamazsa mızırdanarak ses vermemi istiyor.
Üç tane altta, üç tane üstte altı dişi var. Üstte bir tanesi de patlamış. Altta dördüncüyü bekliyorum dört gözle.
Yüzüstü uyumayı seviyor. Uyku düzeni hala tam oluşamadı. Nedeni bir miktar Begüm, bir miktar ben. Begüm olduğunda kesinlikle uzun bir uykusu olmuyor. Begüm gibi Tuna da emerek uyuyor. Begüm'de beceremediğimden herhalde Tuna'da kendi kendine uyusun diye uğraşmadım hiç. başlarda uğraşsam uyurdu belki çünkü uyuma ilk zamanlar Begüm'den daha iyi uyuyordu. Ama ilgilenemeyince olmadı.
Yukarıya asılı nesnelere bayılıyor. Begüm okulda yılbaşı için süs yapmış. Odasına astık. Tuna onunla oynamaya bayılıyor. Kahkahalar eşliğinde yakalamaya çalışıyor.
Ab-ba, ba-ba diyor. Anne de diyor arada ama bilinçli mi bilemiyorum.
Begüm de bu sene okula başladı. Kreş değil, doğrudan anaokuluna başladı. Okuldakiler idare eder dediler,zaten geçen sene sık sık götürüyordum. İdare de ediyor. Faydası olduğunu düşünüyorum. Eşyalarını topluyor, el becerileri gelişti. Değişik şarkılar, oyunlar öğreniyor. Evin içi sergi salonu gibi oldu. Her yerde resim var. :) Hayatı daha düzenli oldu. Erken yatıyor, erken kalkıyor. Boyut olarak da sınıfta küçük olduğunu belli etmiyor. Şu anda 4-5 yaş kıyafetler giyiyor.
Okulda rahat görünüyor, severek gidiyor ama 3 sene anasınıfı okuyacak olması 'Sıkılır mı acaba?' düşüncesini getiriyor aklıma. O yüzden çok sıkmıyprum bu sene. Gitmek istemediği zaman zorlamıyorum.
Gelin ve prenses en sevdikleri... Resim yaparken ya gelin yapıyoruz ya prenses. Kendi yaptıklarını beğenmediğinden de biz-ben- yapıyoruz, o boyuyor, kesiyor, yapıştırıyor, asıyor.
Bomba cümleler devam ediyor ama onu da bir başka postta yazayım.
Bu aralar neler oluyor hayatımızda onu anlatayım biraz.
Tuna baya büyüdü. 9 aylık bir sıpa oldu. Sıralıyor. Ordan oraya gezip duruyor evin içinde. En çok mutfak masasının altını seviyor. Sandalyelere tutuna tutuna damacanaya ulaşıyor ve raftakileri karıştırmaya başlıyor. Arada da ellerini bırakıp ayakta durmaya çalışıyor. Bugün baya uzun durdu mesela, düşüverecek diye koktum yakınında durdum. :)
Çekmeceleri de karıştırmayı seviyor ama henüz açmayı pek başaramıyor. Açma çalışmaları elini sıkıştırmayla sonuçlanıyor. Gardrobu açık yakalarsa eline geçeni aşağıya indiriyor.
Tuna'yı güldürmek hala çok kolay. Gülümsemem yetiyor. 'Kaç kaç' yapıyoruz, kıkır kıkır kaçıyor. Bazen ne yapacağını bilemiyor heyecandan. :) 'Ce-eee' oynamaya bayılıyor. Ben yanından ayrıldıysam, arkamdan ağlıyorsa 'ce-eee' yapıyorum, saklanıp görünüyorum gülmeye başlıyor.
Onu bir odada bırakıp gidersem, keyfi yerindeyse, emekleyerek peşimden gelip beni bulmaya çalışıyor. Bazen bulamazsa mızırdanarak ses vermemi istiyor.
Üç tane altta, üç tane üstte altı dişi var. Üstte bir tanesi de patlamış. Altta dördüncüyü bekliyorum dört gözle.
Yüzüstü uyumayı seviyor. Uyku düzeni hala tam oluşamadı. Nedeni bir miktar Begüm, bir miktar ben. Begüm olduğunda kesinlikle uzun bir uykusu olmuyor. Begüm gibi Tuna da emerek uyuyor. Begüm'de beceremediğimden herhalde Tuna'da kendi kendine uyusun diye uğraşmadım hiç. başlarda uğraşsam uyurdu belki çünkü uyuma ilk zamanlar Begüm'den daha iyi uyuyordu. Ama ilgilenemeyince olmadı.
Yukarıya asılı nesnelere bayılıyor. Begüm okulda yılbaşı için süs yapmış. Odasına astık. Tuna onunla oynamaya bayılıyor. Kahkahalar eşliğinde yakalamaya çalışıyor.
Ab-ba, ba-ba diyor. Anne de diyor arada ama bilinçli mi bilemiyorum.
Begüm de bu sene okula başladı. Kreş değil, doğrudan anaokuluna başladı. Okuldakiler idare eder dediler,zaten geçen sene sık sık götürüyordum. İdare de ediyor. Faydası olduğunu düşünüyorum. Eşyalarını topluyor, el becerileri gelişti. Değişik şarkılar, oyunlar öğreniyor. Evin içi sergi salonu gibi oldu. Her yerde resim var. :) Hayatı daha düzenli oldu. Erken yatıyor, erken kalkıyor. Boyut olarak da sınıfta küçük olduğunu belli etmiyor. Şu anda 4-5 yaş kıyafetler giyiyor.
Okulda rahat görünüyor, severek gidiyor ama 3 sene anasınıfı okuyacak olması 'Sıkılır mı acaba?' düşüncesini getiriyor aklıma. O yüzden çok sıkmıyprum bu sene. Gitmek istemediği zaman zorlamıyorum.
Gelin ve prenses en sevdikleri... Resim yaparken ya gelin yapıyoruz ya prenses. Kendi yaptıklarını beğenmediğinden de biz-ben- yapıyoruz, o boyuyor, kesiyor, yapıştırıyor, asıyor.
Bomba cümleler devam ediyor ama onu da bir başka postta yazayım.
Etiketler:
45 ay,
9. ay,
Begüm,
bu arada neler yaptık,
iki çocuklu hayat,
Tuna
30 Mayıs 2012 Çarşamba
THK Airshow Side
Haftasonu Side'de THK'nın gösterisi vardı. Olur da bir yerlerde izleme şansınız olursa kaçırmayın derim. İnanılmaz bir şov. Biz hem cumartesi hem pazar gittik, doyamadık. Olsa yine izlerim. İnsan o uçakların içinde olmak istiyor. O uçakların içinde olma şansı da verdiler aslında ama sayılı kişiye ve kurayla. Bize çıkmadı tabi. Neyse bir dahakine inşallah.
Bir Ali İsmet Öztürk vardı ki, ağzımızı açık bıraktı, yüreklerimizi ağızlarımıza getirdi.
Sahile gerilmiş ipin ortasından geçti. Aşağıdaki fotoğraf da kanıtı.
Fatih Batmaz yönetimindeki F-16, 30 m üzerimizden geçti. O motorun sesini içimizde hissettik resmen. Kulaklarımızdaki basıncı anlatamıyorum bile.
Veeee Türk Yıldızlarıııı....
Anlatmakla olmuyor gerçekten. İmkanı olan gidip izlesin mutlaka. Harikalar!!! Ben şovun etkisinden yeni yeni kurtulabiliyorum daha :)
22 Kasım 2011 Salı
İşte Geldim Buradayım...
Evet, hala buradayım. Uzun sessizliğin sebebi bayram ve uzattığımız tatil. Eskişehir'deydik. Yedik, içtik, soğuk olmasına rağmen gezdik. Sayıyla belirttiğimde uzun bir süre olmasına rağmen zaman çabucak geçiverdi. bir baktık dönüş günü gelmiş. Her zaman pazar dönerdik. Bu sefer benim işlerim nedeniyle perşembe dönmek zorunda kaldık. Bu sebeple günler de birbirine girdi. Çarşamba oldu cuma, perşembe oldu pazar.
Ve evimizdeyiz...
Koşturmacaların ardından ancak oturabildim bilgisayarın başına. Sanırım yazmayı da unutmuşum. :)
Neyse diğer postlar daha uzun olur umarım. :)
Biraz da resim ekleyip durumu kurtaralım :)
Bu yukarıdaki resimde ne yapıyordu hatırlamıyorum, şimdi de bir anlam veremedim. Kaloriferin üzerinde dışarıya bakıyordu.
Yedi cücelerin huysuz olanı. Bu fotoğrafı çekene kadar göbeğim çatladı. Sadece bereyle bir fotoğraf istiyordum. Ama hanım kızımız istemeyince böyle bir fotoğraf çıktı ortaya.
Ve evimizdeyiz...
Koşturmacaların ardından ancak oturabildim bilgisayarın başına. Sanırım yazmayı da unutmuşum. :)
Neyse diğer postlar daha uzun olur umarım. :)
Biraz da resim ekleyip durumu kurtaralım :)
Bu yukarıdaki resimde ne yapıyordu hatırlamıyorum, şimdi de bir anlam veremedim. Kaloriferin üzerinde dışarıya bakıyordu.
Yedi cücelerin huysuz olanı. Bu fotoğrafı çekene kadar göbeğim çatladı. Sadece bereyle bir fotoğraf istiyordum. Ama hanım kızımız istemeyince böyle bir fotoğraf çıktı ortaya.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





