Yolculuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yolculuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Haziran 2011 Çarşamba

Neredeyse bir ay olmuş yazmayalı. Okadar uzun zaman ayrı kalmışım ki, nereden başlasam ne yazsam toparlayamadım. Hatta bu süre içinde neler yaptık onu bile tam hatırlayamıyorum.

Herşey Eskişehir'e gitmemizle başladı. Gez-toz, Begüm'le uğraş derken bloga tek kelime yazamadım. Sonra döndük evimize. Adapte ol, evi temizle, iş-güç derken burada da dokunamadım bloga. Son zamanlarda da Begüm'ün düzeni o kadar allak bullak oldu ki değil bloga, kendime bile zaman ayıramaz oldum. Başta Begüm olmak üzere herşey normale döner umarım.

Makyajsız, bakımsız, yorgun ve de solgun anne- şu fotoğraflardan nasıl kaçsam diye düşünen Begüm.




Eskişehir'e gidip de çiğbörek yemeden dönmek olmazdı.




Anenin yeni saçları. Eski hali de iyiymiş, kesimini o tarz birşey yaptırsaydım keşke. Neyse artık uzasın bir dahakine. Balyaj da yaşlı göstermiş sanki biraz. Sizce?? (Aklıma gelen heryerde bu soruyu soruyorum yalnız :) Sanırımnezaketten kimse 'Evet yaşlı göstermiş.' demedi şimdilik.:) )



Ve son olarak yerlerde sürünen Begüm.

Özlemişim buraya yazmayı, yazınca anladım. devamı en kısa sürede gelir umarım. :)

1 Şubat 2011 Salı

Uzuuun Eskişehir Yolculuğu

'Eskişehir'e gelince hep böyle oluyor. Bırak bilgisayarı açmayı, yanından bile geçemiyorum.
Antalya-Eskişehir yolculuk maceramıza devam edelim:
Ucakla yolculuk yaptığımızı söylemiştim. Antalya'dan Eskisehir'e direkt uçak yok, İstanbul aktarmalı yaptık yolculugumuzu.
Seyahatimizin Antalya-istanbul kısmı sorunsuz gecti. Sadece Atatürk Hava Limani'ndaki yogun hava muhalefeti nedeniyle uçağımız yarım saat rotarli kalktı. Öğle uykusunu -mecburen- uyumamasina rağmen Begum'un keyfi yerindeydi. Kendisine gösterilen ilgiden memnun, saga sola gülücükler dağıtıyordu. Yanimizdaki ve arkamizdaki yolcularla kendi çapında muhabbete başladı önce. Dikkatlerini cekince karşılıklı oyunlara donustu bu tek taraflı muhabbet.' diye yazmış ve bırakmışım taslak halinde, bitiremeden. Bunu da telefondan yazmıştım zaten. Eskişehir'e gidince bilgisayara ulaşmak pek mümkün olmuyordu zaten, bu sefer imkansız oldu. Devam edeyim kaldığım yerden.

İstanbul'a sorunsuz ulaştık. Havaalanında karnımızı doyurduk, ihtiyaçlarımızı giderdik. Bir yandan da gözüm monitörde, Eskişehir uçağını takip ediyorum. Bizimkinden önceki uçaklara, hatta bizden sonraki uçağa son çağırı yapılmasına rağmen, bize hala salonda bekleyin uyarısı görünüyordu. Ben yine de n'olur n'olmaz diye gittim uçağın kalkacağı kapıya. İyiki de gitmişim, ben gittikten birkaç dakika sonra uçağa almaya başladılar. Bindik uçağa, havalandık. İstanbul semaları, Bursa semaları derken geldik Eskişehir semalarına. Yavaş yavaş alçalmaya başladık. Alçaldık, alçaldık, alçaldık, sonra hooop yükseliverdik birden. Kafamdan senaryolar yazmaya başladım. Olumlu düşünüyorum. 'İzin vermediler herhalde, havada turlayacağız biraz.' diyorum kendi kendime. Ama yükseliyoruz da yükseliyoruz. Turlamak için insan bu kadar yükselmez. Sonra pilot beyimiz lütfedip açıklama yaptı: 'Hava şartları(sis) nedeniyle inemedik. On dakika sonra Atatürk Havaalanı'na iniyoruz.' Yürulmuşum zaten, bunalmışım.O on dakika on saat gibi geldi. Neyse indik, insanlar isyan etti. Bir süre bütün uçak yetkili aradık, amcalar teyzeler gösterilen yetkililerle tartıştı falan. Ben kenarda Begüm'le bekliyorum. Hanım yine ilgi odağı, kucaktan kucağa geziyor. Hatta bir ara görevli aldı, başka birine göstermeye gitti. Görüş alanımda, ama uzakta. Bilet iadesi almak için birilerinin beni yetkiiye götürmesini bekliyorum. Geldi birisi:
-Buyurun ben sizi götüreyim.
-Tamam ama ben kızımı alsam...
-Pınar Hanııımm...
Pıtı pıtı pıtı.. Begüm'e kavuştum.

Bilet iademizi aldım. Kuzenim beni almaya geldi. Bir gece onlarda kaldım. Ertesi gün trenle ver elini Eskişehir. Keşke Antalya-Eskişehir arasında da tren olsa. Kendi arabamızla bile gitmem trenle giderim. Çok rahattı. Koltuklar geniş. Restaurantı var. Kullanmadım hiç şimdiye kadar ama acil durumlarda kullanabilecegim tuvaleti var. Harika yani.
Begüm'ün trende de maceraları oldu tabi. Yakınımızda iletişime geçilmedik kişi kalmadı. İlk kez el salladı -arkadaki yakışıklı abi sağolsun. :) işini biliyor hanım. :) -
Biraz güç ve de uzun da olsa sonunda anneanne-dede ve Begüm'ü kavuşturduk :)
Uzun zamandır yazmayınca ne yazacağını da şaşırıyor insan. Bu kadar uzun bir post çıkıyor ortaya.
Bu yazının ana fikri şudur: Kış günü kalkıp da Eskişehir'e uçakla gitmeye kalkmayın. Gidemeyebilirsiniz. Başka ulaşım taşıtları deneyin. Zira birkaç gün sonra dayım İstanbul'a gidecekti. Uçakla. O da gidemedi.

16 Ocak 2011 Pazar

Bes Gundur Yollardaydim!!!

Tam olarak bes gün olmadı. Hatta bes gunün yakınından bile geçmedi bahsettigim zaman dilimi. Ama ben bes gündür yollardaymis gibi hissediyorum, o kadar yoruldum. Cuma gunü Eskisehir'e gitmek üzere yola çıktık. Esim bizimle gelemeyeceği için, otobüs yolculugu da Begum'le zor olacağı için uçak tercih ettik. Etmez olaydık, pişmiş tavuktan beter olduk.
Fazla zamanım yok. O yüzden maceranın devamı bir sonraki postta...

27 Ağustos 2010 Cuma

Yolculuk var..

Bu akşam Eskişehir yolcusuyuz. Anneanneyle dedeyi ziyaret edeceğiz. Bayrama kadar oradayız yani bir süre Eskişehir'den bildireceğim. :)
Bu da ilk Eskişehir ziyaretimizden. Kırkı yeni çıkmıştı daha. Ne kadar büyüdüğü fotoğraflara bakınca anlaşılıyor. Ne kadar da minikmiş. O zamanlar hiç öyle gelmiyordu. :)
Bu da Kaş tatilimizden dönüşte. Ben şaşkını tatil boyunca fotoğraf makinesinin şarjıyla sorun yaşadığım için pek fazla fotoğraf çekememiştim. Tatilin en önemli kısımlarının hatıralarını resmedemedim. Hatırlarız imşallah. Mesela Begüm ilk tekne gezisini bu tatilde yaşadı.(Buraya yazayım da unutmayım:) )