7 Ocak 2012 Cumartesi
Başlık Yok
Güzel bir aşk filmi izledim: Aşkın (500) Günü (500 Days of Summer)
Sanırım izlememeliydim.
Evde yalnızım. İzzet arkadaşlarıyla. Begüm babaannede. Gece uyumadı. Babası da sabah ben uyuyayım diye babaaaneye götürdü. Birkaç gündür durum böyle.
Bir de Wicker Park vardı beni etkileyen. Defalarca izlemişimdir.
Bu filmin üzerine ne yapılır ki şimdi. Üzerine yeni bir aşk filmi mi izlesem? Yoksa kafa dağıtacak birşeyler mi yapsam?
Bir Avuç Deniz var. Onu mu izlesem? Pek beğenen olmamış. Oyuncuları ilgimi çekti :)
Yoksaa kalkıp gidip sinemaya mı gitsem. 6 Ocak'ta Jhonny Depp'in yeni filmi giriyormuş gösterime: Tutku Günlükleri
Ooof of çok şey yazmak istiyorum da herşey yazılmıyor işte. Neyse bana kalsın. Melankoliğim biraz..
Sanırım izlememeliydim.
Evde yalnızım. İzzet arkadaşlarıyla. Begüm babaannede. Gece uyumadı. Babası da sabah ben uyuyayım diye babaaaneye götürdü. Birkaç gündür durum böyle.
Bir de Wicker Park vardı beni etkileyen. Defalarca izlemişimdir.
Bu filmin üzerine ne yapılır ki şimdi. Üzerine yeni bir aşk filmi mi izlesem? Yoksa kafa dağıtacak birşeyler mi yapsam?
Bir Avuç Deniz var. Onu mu izlesem? Pek beğenen olmamış. Oyuncuları ilgimi çekti :)
Yoksaa kalkıp gidip sinemaya mı gitsem. 6 Ocak'ta Jhonny Depp'in yeni filmi giriyormuş gösterime: Tutku Günlükleri
Ooof of çok şey yazmak istiyorum da herşey yazılmıyor işte. Neyse bana kalsın. Melankoliğim biraz..
22 Aralık 2011 Perşembe
Ben Çok Güldüm, Siz de Gülün İstedim
Az önce keşfettiğim Bengi Özkan'ın blogundan alıntıdır.
Erkek, 28, İstanbul
Muhteşem güzellikteki pazarlama müdiresiyle iş için şehir dışındayız.Akşam otelde yemeğimizi yedik, "Hadi çıkıp gezelim biraz." dedi.
Çıktık, kapının önünde "El ele gidelim mi?" dedi, heyecanlandım, "Olur tabi ki" dedim ve elimi uzattım. Güldü "Şu ilerideki mağazadan bahsediyorum adı "L&L" dedi. Rezil oldum rezil. İngilizce isim koymayın şu dükkanlara yahu.
Erkek, 30, Ankara
Cenaze namazına başlamak üzereyken, imamın "Saf olalım" anonsuyla bana dönüp gözlerini pörtleterek saf taklidi yapan saygıdeğer kardeşim, Allah cezanı verecek!
Erkek 52, Ankara
Bölük komutanının yanına koşarak gelip çakı gibi bir selam verdikten sonra heyecanla "Beni arzu etmişsiniz komutanım" diyen ve yüzbaşının "Seni ne arzu edecem lan!" kükremesiyle magma yollarına düşen Mehmetçik için kocaman bir alkış lütfen...
Kadın, 31, İzmir
Kocamın evlilik yıldönümümüzde telefonuma bıraktığı sesli mesaj:
"Sinyal sesinden sonra mesaj bırakın diyor. Ses bir-ki, deneme... Şaka yaptım. He he he... Neyse... Güzel karıcığım, tanışma yıldönümümüzü unuttum diye bana kırgınsın biliyorum. Bak evlilik yıldönümümüzü unutmadım, sabahın köründe sen uyurken telefonuna mesaj bırakıyorum.
Sen ne şanslı kadınsın; benim gibi bir adamla evlisin. Annen seni Kadir gecesi doğurmuş sanırım. Benimle evlendiğin için seni tebrik eder, başarılarının devamını dilerim."
Kadın, 32, İstanbul
Karısına küsünce sofraya oturmayan, aynı zamanda çok iştahlı bir dayım var. Yine gün içerisinde yaşanmış bir tartışma olduğu suratlarından belli olan bu çiftin evinde yemekteyiz. Dayım o kadar kırgın ki sofraya oturmuyor. Yengem yemekleri koymaya başlıyor, oldukça sinirli ama yine de dayımın oturması gereken yerdeki tabağa bir miktar yemek koyuyor. Ardından dayımın gergin havayı bozan cümlesi geliyor: "Onu kime koyduysanız, o az!"
Kadın, 29, Konya
Kilolu bir kadınım, e haliyle sık sık diyete, rejime başlıyorum. Yine böyle rejim kararı aldığım bir gece, yatak odamdaki tuvalet aynama sabah uyanınca göreyim ve uygulayayım diye rujla "Yağ, tuz, şeker yok!" yazdım. Sabah uyandığımda benim notumun altında kocamın bıraktığı notu gördüm ve gülmekten rejimi bile unuttum. "E daha dün aldım ya!"
Erkek, 43, Muğla
Aydın-İzmir otoyolunda hız limitini aştığım için gişe çıkışında ceza yiyorum. Memur makbuzu keserken telsizden bir anons geliyor:''Kırmızı motosikleti alın, kırmızı motosikleti alın, o ne yaa hız 312 kilometreee...'' Kırmızı motosiklet geliyor, durduruyorlar. Memur soruyor. ''Ya hakikatten bu 312 yapıyor mu?'' Delikanlı:''Evet memur bey, Hayabusa bu, daha fazla da yapıyor!'' Memur:''Göster bakayım lan!'' diyerek yedek kaskı giyiyor ve yola çıkıyorlar. Merakla gelmelerini bekliyoruz. Bir süre sonra geliyorlar. Polis: ''Ya 10 dakikada Torbalı kavşağına gidip geldik haa,vay bee...'' diyor, çocuğu öpüp, ''Sana ceza yok lan zibidi, yavaş git bundan sonra haa!'' deyip gönderiyor. Biz de arkasından alkışlıyoruz zibidiyi!
Erkek, 32,İstanbul
Karımın ailesi ile taksideyiz. Hepsi şoföre "Şuradan gidin, buradan gidin..." diye yolu tarif etmeye çalışıyor. Ancak hemen her sokakta çalışma veya kazı olduğundan bir türlü yolu doğrultamıyoruz. Şoför de, karımın ailesi de iyice bunalmış. Ben bir ara boşluk buldum ve "Niye şoföre X yerine gideceğiz demiyorsunuz?" dedim. Şoför ani bir frenle arabayı durdurdu ve "Siz sabahtan beri X yerine mi gitmeye çalışıyorsunuz?" dedi. "Evet" cevabını alınca da, "Allah sizi nasıl biliyorsa öyle yapsın" dedi. Sonra bana dönüp ağzımın kulaklarıma vardıran sözü söyledi: "Sen damatsın değil mi? Bu aileden olmadığın belli oluyor." İnip alnından öpmemek için kendimi zor tutmuştum...
Erkek, 32, Yurtdışı
Sevdiğim kadını aracıyla takip ediyorum, Zekeriyaköy orman yolunda sanırım şüphelenip aracı sağa yanaştırıp bekliyor. 100 mt. kadar gerisindeyim. O bekliyor, ben bekliyorum, o bekliyor, ben bekliyorum,... Derken cebime bir mesaj geliyor : "Arkamdaki sen misin?" Salak kafam cevap veriyor: "Saçmalama! Ne işim var orman yolunda..."
20 Aralık 2011 Salı
Begüm'den...
Bu aralar evde komik diyaloglar oluyor. Tabi ki ana kahramanımız Begüm!
Sabah. Babası işe gidecek, Begüm de arkasında dolanıyor. 'Popo, kah-kah! ' diye de sesi geliyor. Aslında 'Popomu kaşı' demek istiyor. Baba: 'Kakan mı geldi kızım. Tamam, gel.'diyerek Begüm' banyoya getiriyor.(Lazımlığı orada çünkü.) Banyoda oyalanan ben de kızı soyup soğana çevirmesin diye olaya müdahale ediyorum, Begüm'ün tercümanlığını yapıyorum. Babadan gelen cevap: 'Haa, öyle mi!! Ben de çocuk kendi kendine tuvaletini söylemeyi öğrendi diye sevinmiştim.'
-------------------------------------------------------------------------------------------------------
Arabadayız. Begüm'ün yanında eşimin kuzeni var. Begüm bir şeyler istiyor. Vermemesi gereken bir şey olduğu için ablası vermiyor. Begüm baya bir ısrardan sonra alamayacağını anlıyor ve: 'Aman yaaa!!'' Biz: '!!???'
-------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bir mağazadayız. Ben birşeyler bakıyorum, Begüm'e de ablası eşlik ediyor. Begüm benim peşimde dolanmaya çalışıyor. Ben yan tarafa geçmek için insanlardan izin istedim.Yan tarafa geçtim, oradakilere bakıyorum. Yandan bir ses 'Paydon, paydon.' ve Begüm yanımda.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------
Misafirlikteyiz. Begüm sehpanın üzerindeki ahizeli telefonla oynamaya çalışıyor.
Ben: 'Hayır annecim, Oynama onunla.'
Begüm: 'Nedeen?'
Ben: ??!!!! (Neden kelimesini çok mu kullanıyorum acaba diye düşünmeye başladım.)
Sabah. Babası işe gidecek, Begüm de arkasında dolanıyor. 'Popo, kah-kah! ' diye de sesi geliyor. Aslında 'Popomu kaşı' demek istiyor. Baba: 'Kakan mı geldi kızım. Tamam, gel.'diyerek Begüm' banyoya getiriyor.(Lazımlığı orada çünkü.) Banyoda oyalanan ben de kızı soyup soğana çevirmesin diye olaya müdahale ediyorum, Begüm'ün tercümanlığını yapıyorum. Babadan gelen cevap: 'Haa, öyle mi!! Ben de çocuk kendi kendine tuvaletini söylemeyi öğrendi diye sevinmiştim.'
-------------------------------------------------------------------------------------------------------
Arabadayız. Begüm'ün yanında eşimin kuzeni var. Begüm bir şeyler istiyor. Vermemesi gereken bir şey olduğu için ablası vermiyor. Begüm baya bir ısrardan sonra alamayacağını anlıyor ve: 'Aman yaaa!!'' Biz: '!!???'
-------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bir mağazadayız. Ben birşeyler bakıyorum, Begüm'e de ablası eşlik ediyor. Begüm benim peşimde dolanmaya çalışıyor. Ben yan tarafa geçmek için insanlardan izin istedim.Yan tarafa geçtim, oradakilere bakıyorum. Yandan bir ses 'Paydon, paydon.' ve Begüm yanımda.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------
Misafirlikteyiz. Begüm sehpanın üzerindeki ahizeli telefonla oynamaya çalışıyor.
Ben: 'Hayır annecim, Oynama onunla.'
Begüm: 'Nedeen?'
Ben: ??!!!! (Neden kelimesini çok mu kullanıyorum acaba diye düşünmeye başladım.)
12 Aralık 2011 Pazartesi
Kestim, Beklemedeyim...
Begüm'ün saçını kestim bugün.
Evet, tarih sayfalarına yazılsın.
Vatana, millete hayırlı olsun!
Tepeden uzamış beş tel, ve arkadan uzamış on tel saçı kestim. Birazcık...
Şimdi saçının daha hızlı uzamasını bekliyorum.
Bir nevi deneysel bir olay benim için bu durum. Eğer daha hızlı uzarsa her yerden eşit oranda kesmeyi ya da kestirmeyi düşünüyorum. Zira, el kadar bebeklerin bile kızımdan daha uzun saçının olduğunu görmek beni deli ediyor.
Evet, tarih sayfalarına yazılsın.
Vatana, millete hayırlı olsun!
Tepeden uzamış beş tel, ve arkadan uzamış on tel saçı kestim. Birazcık...
Şimdi saçının daha hızlı uzamasını bekliyorum.
Bir nevi deneysel bir olay benim için bu durum. Eğer daha hızlı uzarsa her yerden eşit oranda kesmeyi ya da kestirmeyi düşünüyorum. Zira, el kadar bebeklerin bile kızımdan daha uzun saçının olduğunu görmek beni deli ediyor.
7 Aralık 2011 Çarşamba
Bu Çocuklar Adamı Öldürür...
Küçük kızım büyüyor. Hem de gözümün içine soka soka..
Baya oldu sanırım. Begüm'ü parka götüreceğim. Üzerini değiştirmesi için ikna etmeye çalışıyorum.(Dışarı çıkarken ev kıyafetleriyle gitmek gibi bir ısrarı oluyor çoğu zaman. Sanırım acelecilikten :) ) Çekmeceyi açtım, kıyafet seçiyorum. Begüm de geldi yanıma. Taytının birine el attı. 'Buu, inne'. Ne demeye çalıştığını anlamadım başta. Tekrar ettirdim, tekrar ettirdim. Sonra jeton düştü: 'Bu ince!' Daha önceden dışarı çıkarken tayt giymek istemişti. Ben de 'Hayır, o ince. Üşürsün.' demiştim. Şimdi o bana söylüyor. :)
********************
Geçen hafta çarşıya çıktık. Bir şeyler alacağım, fiyatını sordum. 'Bu ne kadar?' Arkamdan Begüm aynı şeyi göstererek 'Buu ne kaddayy?' Tezgahtarlar kotu tabi. İki gün önce zaman geçirmek için bir ayakkabı mağazasına girdim. Daha ben ağzımı açmadan, ayakkabıya bile bakmadan, gitti bir ayakkabıyı aline aldı, bağıra bağıra 'Buu ne kaddayy?'. Cevap gelmeyince bir kaç kez daha tekrarladı. Tezgahtarlardan ilgi göremeyince ben müdahale ettim. (Tezgahtarlara da söyledim içimden bir şeyler de neyse.. )
********************
Ben de bu aralar artan fotoğraf merakımı gidermeye çalışıyorum. O sebeple blogu falan gözüm görmüyor. :) Ama hala aklımdasın sevgili blog, sensiz olmaz. Ama yanına arkadaş gelebilir bir tane yakın zamanda. :)
22 Kasım 2011 Salı
İşte Geldim Buradayım...
Evet, hala buradayım. Uzun sessizliğin sebebi bayram ve uzattığımız tatil. Eskişehir'deydik. Yedik, içtik, soğuk olmasına rağmen gezdik. Sayıyla belirttiğimde uzun bir süre olmasına rağmen zaman çabucak geçiverdi. bir baktık dönüş günü gelmiş. Her zaman pazar dönerdik. Bu sefer benim işlerim nedeniyle perşembe dönmek zorunda kaldık. Bu sebeple günler de birbirine girdi. Çarşamba oldu cuma, perşembe oldu pazar.
Ve evimizdeyiz...
Koşturmacaların ardından ancak oturabildim bilgisayarın başına. Sanırım yazmayı da unutmuşum. :)
Neyse diğer postlar daha uzun olur umarım. :)
Biraz da resim ekleyip durumu kurtaralım :)
Bu yukarıdaki resimde ne yapıyordu hatırlamıyorum, şimdi de bir anlam veremedim. Kaloriferin üzerinde dışarıya bakıyordu.
Yedi cücelerin huysuz olanı. Bu fotoğrafı çekene kadar göbeğim çatladı. Sadece bereyle bir fotoğraf istiyordum. Ama hanım kızımız istemeyince böyle bir fotoğraf çıktı ortaya.
Ve evimizdeyiz...
Koşturmacaların ardından ancak oturabildim bilgisayarın başına. Sanırım yazmayı da unutmuşum. :)
Neyse diğer postlar daha uzun olur umarım. :)
Biraz da resim ekleyip durumu kurtaralım :)
Bu yukarıdaki resimde ne yapıyordu hatırlamıyorum, şimdi de bir anlam veremedim. Kaloriferin üzerinde dışarıya bakıyordu.
Yedi cücelerin huysuz olanı. Bu fotoğrafı çekene kadar göbeğim çatladı. Sadece bereyle bir fotoğraf istiyordum. Ama hanım kızımız istemeyince böyle bir fotoğraf çıktı ortaya.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
