29 Mart 2011 Salı

The One!

Aslında herşeyi ayrıntılı ayrıntılı yazabilmeyi isterdim ama pek fazla zamanım olduğunu düşünmüyorum, çünkü Begüm her an uyanabilir.
Şu anda (yine:) ) Eskişehir'deyiz. Pazar günü geldik. Normalde uzun zamana yayacağımız işlerimizi de kısa zamana, hatta bir güne sığdırdık. Bu sessizliğin sebebi de o.
Cuma günüydü Begüm'ün doğum günü, ama babiş de rahat olsun, fotoğraflar da gün ışığında daha güzel çıksın diye cumartesi kutladık. Aile arasında ufak bir tören yaptık. Aksilikler peşimi bırakmadı, yapmak istediklerimin çoğunu gerçekleştiremedim. Ama sonuç olarak mumu üfledik :)
Cuma sabahı Begüm'ü aşıya götürdük. Sağlık ocağımız da aile hekimi uygulamasına geçmiş. Doktorumuzu hemşiremiziöğrendik. Hemşiremiz komşu çıktı. Yan apartmanda oturuyormuş. İki  oğlu var. Biri Begüm'le yaşıt-mış-, bir ay büyükmüş. Hemen karşılaştırma olaylarına girildi tabi. Pk sevmem. Geniş ve rahat bir insan olduğun için de pek takılmam aslında böyle şeylere, ama insan bir noktada 'Acaba?' diyor. Ama sonuçta her çocuk farklı, herşeyi farklı zamanlarda yapıyor olabilir değil mi? (Diye de rahatlatayım kendimi.)
Neyse yaptırdık aşımızı iki koldan da. Biraz ağladık ama,olsun o kadar. İkinci aşıyı yaptırırken üst komşumuz da aşıya geldi. Onu görünce daha kısa sürdü ağlaması. Biraz ateş yapabilir dedi hemşire hanım ama yapmadı.
Cumartesi sabah da doktora götürdük, rutin kontrole. Nedim Bey herzamanki cümlesini sarfetti:
-Hayırdır siz niye geldiniz? Hastamısınız yoksa?  :)
-Rutin kontrole geldik.
-Ooo, oldu mu o kadar ya?
- Yaa, zaman çabul geçiyor. :)
Rutin kontrollerimiz yapıldı. Sorularımızı sorduk, cevaplarımızı aldık. İlaçlarımız reçete edildi ve bittiii.
Çok sönük, zevksiz ve içeriksiz bir yazı oldu farkındayım. Bir sonraki postlarda telafi edeceğim umarım.
Fotoğraf da yok, çünkü makine Begüm'ün uyuduğu odada.
Evet, bende bahane de çok :) İdare edin beni bu seferlik artık :)

22 Mart 2011 Salı

Doğum Günüm...

Bugün benim doğum günüm. Ama Begüm'ün doğum günü hazırlıklarıyla uğraşmaktan kutlamaya fırsatım olmadı. Bu zamanandan sonra da çok kutlayasım gelmiyor o da ayrı konu. Zaten genelde doğum günlerimi kutlama havasında olmuyorum, nedense?
Begüm'ün doğum gününü aile arasında, ufak bir törenle kutlamayı düşünüyoruz. Biz bize olacağız aslında, öyle çok şaşaalı olmasına gerek yok ama insan özeniyor. Ne de olsa ilk doğum günü kuzucuğumun. O da olsun, bu da olsun. Bakalım nasıl olacak. Şimdiden çok heyecanlıyım.

18 Mart 2011 Cuma

Uyudu, İnanamıyorum!

Bugünü tarihe yazmak istiyorum. Begümkuşumuz bugün daha doğrusu dün gece ömründe ilk defa 23:00'dan 5:00'a (yaklaşık olarak verdim saatleri, fazla da olabilir az da,tam hatırlamıyorum şimdi.) kadar, 6 saat deliksiz bir uyku çekmiştir. Dün geceye kadar en fazla 4 saat uyudu kendileri. O 4 saat de baya baya önceydi. Yani şoktayım diyebilirim. Ben de sayesinde deliksiz sayabileceğim bir uyku uyudum. Sadece bir defa 3:00 civarında uyandım. O da sanıyorum alışkanlık olmuş, ya da uzun zaman uyandıran olmayınca bünye kendi kendini uyandırdı. Sabah da daha dinç uyandım, neden acaba? :)
Bu uzun uykunun sebebini çözebilmiş değilim, ama umarım artarak devamı gelir.10-12 saat deliksiz uykularını görürüz inşallah. :)
Herkese bol uykulu günler...

15 Mart 2011 Salı

Demokrasilerde Çareler Tükenmez!!

Blogspot kapatılmış olsa da, Wordpress'e geçiş yapmış olsam da tilkinin dönüp dolaşacağı yer kürkçü dükkanı. Döndük kürkçü dükkanımıza. Mutluyuz :)
Haftasonu Side de bir otelde kaldık. Kış sezonu olmasına rağmen tamamen doluydu otel. Sezon dolayısıyla fazla aktivite yoktu ama kalabalık bir grup olunca pek de sıkılmadık.
Havuza girdik. Begüm'ü de soktuk. Suyu görünce dayanamadı kendini arabasından atmaya kalktı kuzucuk. Biz de 'Girsin bari.' dedik. Ama hata mı yaptık bilmiyorum. İki gündür sabahları gözünde çapaklanma oluyor. Çok fazla değil ama insanın aklını kurcalıyor. Daha önceden yoktu öyle birşey. Yarın da olursa doğru doktora... Aklımıza da geldi aslında ama onun o heyecanını görünce dayanamadık. Off birşey olmaz inşallah!!!

Bu postu da taaaa ayın yedisinde yazmışım, yarım kalmış. Bilgisayara resimleri atmadığımdan, posta da ekleyemeyeceğim için tamamlamamıştım. O zamandan sonra da bir önceki postta bahsettiğim sebeplerle bloga elimi sürmedim, süremedim. Kısmet bu güneymiş. Resimleri attım mı bilgisayara? Hayır, hala atmadım. :) Atayım da postun beklediğine değsin bari. :) Ama devamını getiremeyeceğim yarım kalsın post.
Bu arada korktuğum olmadı, Begüm'ün gözündeki çapaklanma kendiliğinden geçti. Doktora gitmeye de gerek kalmadı.

Açıldı, Açılacak!!

Wordpress'de mi devam etsem napsam bilemedim. Bazen açılmıyor blogum, 'Mahkeme kararıyla engellenmiştir.' yazıyor, şimdi de kumanda paneline falan girebiliyorum ama blogumu göremiyorum. Bu durumlar da benim yazma hevesimi tamamen bitiriyor. Zaten bilgisayar başına oturabildiğim zaman kısıtlı, onun sıkıntısını çekiyorum. Bir de böyle olunca iyice kopuyorum. Blogspotun açılacağına dair haberler var. Umarım birkaç güne açılır da herkes rahat bir nefes alır.
(Çok güzel şimdi de kaydımı yayınlayamıyorum! Uğraşacağm bakalım biraz.)

7 Mart 2011 Pazartesi

11. Ay

11 aylık Begüm:




■Ayakta, hiçbir yere tutunmadan daha uzun süre durabiliyor. Hatta tay tay yaparken biz ellerimizi çırptığımızdan o da ellerini çırpıyor.

■Yürüme konusunda da ilerleme kaydettik. Tek elinden tuttuğumuzda yürüyebiliyor. Bazen iki elinden de tutmamızı istiyor. İki elinden tuttuğumuzda yürüyüşü öncekinden daha dengeli ve hızlı.

■Hiçbir yere tutunmadan ayakta dururken yavaş yavaş eğilip oturabiliyor.

■‘Bay bay’, ‘Gel gel’yapıyor.

■‘Mama, meme, baba’ ve türevleri kelimeleri söylüyor. Sıkça da anlamadığımız sesler, kelimeler çıkartıyor.





■Yakın zamana kadar yemek konusunda sııkıntımız yoktu. Hapur hupur yiyordu herşeyi. Her yerde ‘Çok güzel yemek yiyor, herşeyi yiyor.’ diye diye nazar değdirdik sanıyorum. Bu aralar pek yemiyor. Özellikle kahvaltıda. Yarım yumurtayla azıcık peynir yerse ‘İyi yedi.’ diyorum. Umarım geçici bir durumdur.

■Emme konusunda sorunumuz yok. Hala emiyor.

■Bu aralar favori oyuncakları mandallar, kavanozlar. Matruşka hala ilgisini çekiyor. Mandalları doldurup boşaltmayı çok seviyor. Birbirine geçirmeye çalışıyor (ama henüz başarılı değil). Kavanoz kapaklarını kapatmaya çalışıyor. Düzgünce tutuyor ve takıyor.

■Kitapları seviyor. Sayfaları çevirip teker teker bakıyor.Resimleri ilgisini çekiyor, inceliyor. Karton sayfaları önceden de çevirebiliyordu, artık ince sayfaları da çevirebiliyor.





■Oyuncak saklamacaya bayılıyor. Topunu saklıyoruz. Bakıyor, gülüyor, hızlı hızlı emekleyerek gidiyor, buluyor.

■Mandallarla oynarken çamaşırlara tutturmaya çalışıyor.

■Kirli bezini eline aldığında ‘E-e’ diyorum. Bugün yine aynı şeyi yaptık. Ama bu sefer götürdü çöpe attı bezi. Tesadüf diyeceğim ama birkaç kez yaptı.

■Tam bir su kuşu. Havuzdan çıkaramadık bugün. Önce bebek arabasını havuza yakın, bizi görebileceği bir yere yerleştirip havuza girdik. Begüm bizi havuzda görünce kendini attı arabadan resmen. Biz de onu da aldık yanımıza. Üşür diye fazla tutmadık, çıkardık hemen ama yine durmadı. Çığlık kıyamet, kendini kucaktan atmaya çalışmalar… Fazla direnemedik soktuk yine havuza. Elleri kolları çırpa çırpa oynadı havuzda. Yazın denizden havuzdan çıkaramayacağız kendisini sanıyorum.

23 Şubat 2011 Çarşamba

Sonunda Başardım!!!

Aylardır süren ve 5000 kez denememe rağmen sadece ikisinde başarıya ulaşmış olduğum yoğurt yapma maceram bir kez daha başarıya ulaşmış oldu. Önceleri hazır sütle yapmaya çalışıyordum, ama ya çok sulu oluyordu, ya da sütle yoğurt arasında birşey oluyordu. Sonra birkaç deneme de açık sütle yaptım. Sonuç yine hüsran oldu. Hatta sonuncu da olacağından emindim, kaloriferin üzerine koymuştum, ama sonuç değişmedi ve üç kilo süt heba oldu.
 Mayalama da başarılı olamamamın sebebi sanıyorum sütü fazla ılık mayalamaya çalışmam ve üstünü sıcak kalabilecek kadar sarmamam. Yani ben öyle düşünüyorum.
Dün tesadüfen karşıma Uzman TV çıktı. Önceden video izlemeye üşendiğimden yazılı metinleri okuyordum. Ama dün Uzman TV'den izledim yapımını ve önemli olduğunu düşündüğüm bir tüyo aldım.
Şöyle yapıyoruz:
Sütü kaynamattıktan sonra soğumasını bekliyoruz. İdeal sıcaklığa geldiğini anlamak için parmağımızla kontrol ederken yediye kadar sayıyoruz. Farklı bir kapta yoğurtla sütü iyice karıştırıyoruz, mayalayacağımız sütün içine ekliyoruz.Ben yaklaşık bir litre sütün içine bir yemek kaşığı kadar koydum. Sonra üzerini iyice sarıyoruz. Battaniye, kazak, havlu, mont ne gelirse elimize. Kaloriferin üzerine, yanına da koyabiliriz. 4-6 saat bu şekilde bekliyoruz. Bir gece de buzdolabında bekletince daha güzel oluyor diyorlar. Ben sabah yaptığım için o kadar fazla bekletmedim.
Bu kadar işte. Çok basit gibi görünüyor aslında. Basit de, zahmeti yok. Ama tutmayınca tutmuyor işte.
Bir yerde de tutması için bir damla limon suyu eklenebileceğini okumuştum ama hiç denemedim.
Ben çektim başkaları çekmesin. Ben site site gezmiştim, 'Nasıl yapılıyor?,' 'Nerede hata yapıyorum?' diye. Bana Uzman TV uğurlu geldi. Bu yazı da okuyanlara uğurlu gelir, yoğurtları tutar inşallah.